7223 Sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu Yayımlandı.

12.03.2020 tarih, 31066 sayılı Resmi Gazete’de 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu yayımlanmıştır. ( https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/03/20200312-1.htm (

4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun 11.03.2021 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılarak, 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu yürürlüğe girecektir.

7223 sayılı Kanun çerçevesinde, sadece yurt içinde piyasaya arz edilen ürünler değil, AB üyesi ülkelere ihraç edilen ürünler de kanun kapsamında tutulmuştur. AB dışı üyelere ihraçlar için yapılan üretimler ise 7223 sayılı kanun kapsamında olmamakla birlikte, bu ürünlerin de güvenli olması, tağşişe konu olmaması ve ürüne ilişkin işaretleme, etiketleme ve belgelendirmenin alıcıyı yanıltmayacak şekilde yapılması zorunludur.

Kanun’un 6. maddesi ile Ürün Sorumluluğu Tazminatı düzenlenmiş, müşterek sorumluluk halinde tam teselsül esasları belirtilmiş, zarar ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren 3 yıl, her hâlükârda zararın doğduğu tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı belirlenmiş ve Türk Borçlar Kanunu’na atıf yapılmıştır.

İmalatçı (m. 7), İmalatçı’nın Yetki ve Görevlerinin Devrettiği Yetkili Temsilci (m. 8), İthalatçı (m. 9), Dağıtıcı (m. 10) yükümlülükleri kanında tanımlanmış, ayrıca imalatçının yükümlülüklerinin diğer iktisadi işletmelere uygulanabilir olduğu durumlar tanımlanmıştır. Tedarik zincirinde izlenebilirliğe dair düzenlemeler yapılmış ve bu bilgileri 10 yıl süre ile saklama yükümü getirilmiştir. (m. 12)

Uygunluk işaretleri/değerlendirme süreçleri, denetim süreçleri, risk bertaraf usul ve süreçleri ile risk bertarafının mümkün olmaması halinde geri çağırma süreçleri tanımlanmıştır. Burada resmi kurumlarca yapılan masraflar ayrıca Kanun gereğince sorumlu olan iktisadi işletmeye rücu edilecektir. (m. 22)

Kanun’un 20. Maddesinde idari para cezaları belirlenmiş olup, fiillere göre 7.000,00 TL’den 500.000,00 TL’ne dek para cezaları mevcuttur. Ayrıca, ihtimallere göre tekerrür ile cezaların arttırılması, nispi (FOB veya numune bedeline göre) para cezaları da mevcuttur. İktisadi işletmeleri sorumluluktan kurtaran yahut sorumluluğu azaltan haller (üçüncü şahısların sorumluluğunun olduğu veya yetkili kuruluşların talebi olmadan bizzat işletmenin ürüne ilişkin tedbirleri alması, eksiklik-riskleri gidermesi vs.) Kanun’un 21. Maddesinde tanımlanmıştır.

Kanun 12.03.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmış olup, yürürlüğü 1 yıl süre ile ertelenmiştir.

Ayrıca, Kanun’un Geçici Madde 1 hükmüne göre teknik mevzuat, AB mevzuatı ile uyumlulaştırma, piyasa gözetimi-denetimi süreçleri ve CE dahil olmak üzere uygunluk değerlendirme yöntemleri ve Kanun çerçevesinde çıkartılacak diğer ikincil düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, 4703 sayılı Kanunun 14. maddesinde belirtilen uygulama mevzuatı ile 4703 sayılı Kanuna dayanılarak yürürlüğe konulan teknik düzenlemelerin bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam edilecektir. Yine, Cumhurbaşkanınca yeni bir karar yürürlüğe konuluncaya kadar, dış ticarete konu ürünlerin uygunluk denetimlerine ilişkin 28/1/2013 tarihli ve 2013/4284 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Teknik Düzenlemeler Rejimi Kararı hükümlerinin uygulanmasına devam olunacaktır.

Yatırımcı Tazmin Merkezi Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapıldı.

20.03.2020 tarihli, 31074 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yatırımcı Tazmin Merkezi Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile; zamanaşımı süresi hakkında değişiklik yapılmıştır.

Değişiklikte, Yönetmelik’in 24/2. maddesi değiştirilmiş olup, değişik hüküm aşağıdaki üzeredir:

““(2) Yetkili merciler tarafından üzerine bloke, haciz veya tedbir konulan hesaplarda zamanaşımı süresi bunların konulduğu tarihte durur. Zamanaşımı süresi, hesaptaki blokenin, haczin veya tedbirin kaldırıldığı tarihten itibaren işlemeye devam eder. Ergin olmayanlar adına açtırılan hesaplarda, zamanaşımı süresi kişinin ergin olduğu tarihte işlemeye başlar.””

İlgili değişiklik, yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

İcra ve İflas Kanunu’nun 330. Maddesi Gereğince Alınan Cumhurbaşkanlığı Kararı Sonucunda, Nafaka Alacaklarına İlişkin İcra Takipleri Haricinde İcra ve İflas Takipleri 30.04.2019 Tarihine Dek Durduruldu.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 330. maddesinde, ” Salgın hastalık,umumi bir musibet veya harb halinde Cumhurbaşkanı karariyle memleketin bir kısmında veya bazı iktisadi zümreler lehine muayyen bir müddet için icra takipleri durdurulabilir ” hükmü mevcut idi.

Covid-19 salgını sebebiyle, 22.03.2020 tarihli ve 31076 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2279 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla kararın yürürlüğü tarihinden 30.04.2020 tarihine kadar nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere, yurt genelinde yürütülmekte olan tüm icra ve iflas takipleri durdurulmuş ve taraf ve takip işlemlerinin yapılmamasına, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınmamasına, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infaz edilmemesine karar verilmiştir.

Karar, yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/03/20200322-2.pdf

Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ (Sayı: 2020/7) 07.03.2020 tarihli, 31061 sayılı Resmi Gazete’de Yayımlandı.

Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ (Sayı: 2020/7) 07.03.2020 tarihli, 31061 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. (   https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/03/20200307-9.htm )

Bu tebliğ ile, bankalar, tüketici kredisi veren finansal kuruluşlar ile bu kuruluşlar tarafından finansal tüketicilere sunulan ürün veya hizmetlere ilişkin olarak faiz veya kâr payı dışında alınacak her türlü ücret, komisyon ve masraf türleri ile bunlara ilişkin usûl ve esasları belirlenmiştir. Yine, finansal tüketicilerin menkul kıymet ve sigortacılık işlemleri ile çek, senet ve teminat mektubu işlemleri karşılığında kuruluşların talep edebilecekleri ücretler tebliğ hükümleri kapsamı dışında bırakılmıştır.

Tebliğ ile ücretler, ücretlerin sınıflandırılması ve ücret değişikliklerine ilişkin bilgilendirme esasları, ücret alınabilecek / alınamayacak kalemler / hizmetler ve azami ücretler ile ücretlerin iadesi düzenlenmiştir. Ayrıca, özel olarak tüketici ve konut finansmanı kredilerine ilişkin ücretler, banka ve kredi kartı ücretleri, para ve kıymetli maden transfer işlemleri, mevduat ve katılım fonu işlemleri, ATM kullanımı ve kiralık kasa hizmeti, diğer hizmetleri kampanyalar ve özel hizmetler belirlenmiştir. Tebliğ ekinde bu hizmetler ayrıca sınıflandırılmıştır.

Tebliğ yayımı ile yürürlüğe girmiştir. Tebliğ hükümlerini TCMB yürütecektir.

Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nde, 08.03.2020 Tarihli Resmi Gazete’de Yayımlanan Yönetmelik ile Değişiklikler Yapılmıştır.

Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 08.03.2020 tarih, 31062 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Bu yönetmelik değişikliği ile, Birden Çok Kaynaklı Elektrik Üretim Tesisleri ve Yüzer GES tesisleri tanımlanmıştır.

Bu kapsamda, Birden Çok Kaynaklı Elektrik Üretim Tesisleri’nin ana kaynağa göre tek bir lisans/önlisans sürecine esas alınacağı, yardımcı kaynağın ana kaynağa dönüştürülemeyeceği belirlenmiştir.

Ayrıca, önlisans ve üretim lisansı evresindeki tesislerin Birden Çok Kaynaklı Elektrik Üretim Tesisi’ne dönüşüm süreçleri tanımlanmıştır.

Değişiklik hükümlerine, linkten ( https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/03/20200308-7.htm ) ulaşılabilecek olmakla, yönetmelikte değişen hükümler 01.07.2020 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği (III-52.1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (III-52.1.ç) Yayımlandı.

Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği (III-52.1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ 04.03.2020 tarihli, 31058 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı.

Tebliğ’deki “İhraççı” tanımı, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile uyumlulaştırılmıştır.

Yine, Tebliğ’in 6/2. fıkrasındaki değişiklik ile Hisse Senedi Yoğun Fon için sağlanması gereken ve yatırımın %80’ini teşkil etmesi gereken varlıklar içerisine “Katılma payları sadece nitelikli yatırımcılara satılmak üzere kurulmuş olan fonları kapsayan şemsiye fonlar (Serbest Şemsiye Fonlar” ve ” ihraççı paylarından oluşan endeksleri 27/11/2013 tarihli ve 28834 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Borsa Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği (III-52.2)’nin 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi ( Fon toplam değerinin en az %80’ini devamlı olarak sadece takip edilen endeks kapsamındaki varlıklara yatırım yapmak suretiyle endeksi takip etmesi mümkündür) kapsamında takip etmek üzere kurulan borsa yatırım fonları katılma payları” eklenmiştir.

Tebliğ’e 6/5. madde eklenerek, yukarıda belirtilen “İhraççı paylarından oluşan endeksleri 27/11/2013 tarihli ve 28834 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Borsa Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği (III-52.2)’nin 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi ( Fon toplam değerinin en az %80’ini devamlı olarak sadece takip edilen endeks kapsamındaki varlıklara yatırım yapmak suretiyle endeksi takip etmesi mümkündür) kapsamında takip etmek üzere kurulan borsa yatırım fonları katılma payları”nın bu tebliğde ve fon bilgilendirme dokümanlarında ilgili varlık grubu için belirlenen yatırım sınırlamaları hesaplamalarına dahil edileceği belirtilmiştir.

Tebliğ’in 18/1. maddesinde sadece fon ile borsa yatırım fonu katılma payları ve MKYO paylarının toplam değeri için bir sınırlama (fon toplam değerinin %20’si) mevcut iken, bu madde değiştirilerek ” Fon toplam değerinin en fazla %20’si fon katılma paylarına, menkul kıymet yatırım ortaklıkları paylarına, yabancı borsalarda işlem gören borsa yatırım fonu katılma paylarına ve yabancı yatırım fonu katılma paylarına yatırılmak suretiyle değerlendirilir. Türkiye’de kurulu borsa yatırım fonlarının katılma paylarına yapılan yatırım için bu sınırlama uygulanmaz. Ancak tek bir yatırım fonunun, yabancı borsalarda işlem gören borsa yatırım fonunun ve yabancı yatırım fonunun katılma paylarına yapılan yatırım tutarı fon toplam değerinin %10’unu, Türkiye’de kurulu tek bir borsa yatırım fonunun katılma paylarına yapılan yatırım tutarı ise fon toplam değerinin %20’sini aşamaz.” şeklinde bir düzenleme yapılmıştır. Bu şekilde Türkiye’de kurulu borsa yatırım fonlarının katılma paylarına yapılan yatırımların teşviki istenmiş, fakat yoğunlaşma da engellenmek istenmiştir.

Yine, 18/3. madde eklenerek Tebliğ’in 17/1-(a)( Fonun toplam değerinin %10’undan fazlası bir ihraççının para ve sermaye piyasası araçlarına ve bu araçlara dayalı türev araçlara yatırılamaz. Bu oranın hesaplanmasında ipotek ve varlık teminatlı menkul kıymetler dikkate alınmaz ve bu varlıklara yapılacak yatırımlar için birinci cümlede belirtilen oran %25 olarak uygulanır; bu fıkranın (b) bendinde yer alan sınırlama ise uygulanmaz.) ve 17/1-(b) ( Fon toplam değerinin %5’inden fazla yatırım yapılan ihraççıların para ve sermaye piyasası araçlarının toplam değeri fon toplam değerinin %40’ını aşamaz. ) bentleri uyarınca yapılacak ihraççı sınırı kontrolünde, fonların portföylerinde yer alan yatırım fonu/borsa yatırım fonu katılma payları dikkate alınmayacağı ifade edilmiştir.

Tebliğ’in 25/10. maddesi ( Serbest fonlar için bu Tebliğin 15 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan %20’lik sınırlama uygulanmaz. ) yürürlükten kaldırılmıştır.

Tebliğ’deki değişiklikler, yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

7222 Sayılı Bankacılık Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 25.02.2020 Tarihli Resmi Gazete’de Yayımlandı.

7222 sayılı Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 25.02.2020 tarihi 31050 sayılı R.G.’de yayımlanmıştır.

Sermaye Piyasası Kanunu yönünden,
-23. maddede Önemli Nitelikteki İşlemler varsayımları arasından “Mal varlığının tümünü veya önemli bir bölümünü devretmesi veya üzerinde bir ayni hak tesis etmesi veya kiralaması, Faaliyet konusunu tümüyle veya önemli ölçüde değiştirmesi, Borsa kotundan çıkması” kapsamdan çıkartılmıştır. Yine de, SPK’nın belirleyeceği ilkelere göre sınırlı sayıda belirleme olmadığından “yatırımcıların yatırım kararlarının değişmesine yol açacak ortaklığın yapısına ilişkin temel işlemler” her zaman Önemli Nitelikteki İşlem olarak kabul edilebilecektir.

-24. maddede, ayrılma hakkında fiyatın belirlenmesinde SPK’na esneklik getirilmiştir. “Kurul, halka açık ortaklığın niteliğine göre, ayrılma hakkını, ayrılma hakkına konu önemli nitelikteki işlemin kamuya açıklandığı tarihte sahip olunan paylar için kullanılabilmesine ilişkin esasları belirlemeye yetkilidir. Halka açık ortaklık bu payları pay sahibinin talebi üzerine, Kurulca belirlenecek esaslara göre adil bir bedel üzerinden satın almakla yükümlüdür. Kurul, ayrılma talebine konu payların ortaklık tarafından satın alınmasından önce diğer pay sahiplerine veya yatırımcılara önerilmesine ilişkin usul ve esasları düzenleyebilir.
-Yine, aynı maddede “Ayrılma hakkının doğmadığı hâller ile ortaklığa bu hakkın kullandırılması yükümlülüğünden muafiyet verilmesine, bu hakkın kullanılmasına ve adil bedelin hesaplanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurul tarafından belirlenir. Kurul ayrılma hakkının kullanılmasına ilişkin bu hususlarda ortaklıkların niteliğine göre farklı usul ve esaslar belirleyebilir.” denilmiştir.

26. maddede, Pay Alım Teklifi Zorunluluğu’nun “söz konusu payların veya oy haklarının iktisabının kamuya açıklandığı tarihte pay sahibi olan” pay sahipleri için geçerli olacağı belirtilmiştir.

Yeni ihdas edilen 31/A maddesinde, ihraççıların tedavülde bulunan borçlanma araçlarının sahiplerinin veya her bir tertip borçlanma aracı sahiplerinin birlikte veya ayrı ayrı borçlanma aracı sahipleri kurulu oluşturabileceği ifade edilmiştir. Bu kurula dair esaslar izahname veya ihraç belgesinde belirlenecektir. Ayrıca, “Borçlanma araçlarının geri ödemelerinde temerrüt oluştuktan sonra bu borçlanma araçlarının hüküm ve şartlarının değiştirilmesi hâlinde, borçlanma aracının temerrüdü nedeniyle başlatılmış tüm takipler ilgili borçlanma aracının hüküm ve şartlarının değiştirilmiş kabul edildiği tarih itibarıyla durur, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez. Borçlanma aracından doğan tüm borçlar ifa edildikten sonra duran takipler düşer.” düzenlemesi getirilmiştir.

Yeni ihdas edilen 31/B maddesi ile SPK tarafından belirlenecek sermaye piyasası araçlarının, bu araçlardan doğan yükümlülüklerin vadesinde yerine getirilmesini teminen SPK’nın uygun göreceği varlıklarla teminat altına alınabileceği, teminata konu varlıkların mülkiyetinin teminaten genel saklama yetkisine sahip yatırım kuruluşu niteliğini haiz teminat yöneticisine devredileceği veya bu varlıklar üzerinde teminat yöneticisi lehine sınırlı ayni hak tesis edileceği ve teminata konu varlığın, teminaten devredildiği hususunun ilgili sicilde beyanlar hanesine kaydedileceği ifade edilmiş ve teminat yönetim ilişkisi düzenlenmiştir.

38/1-b maddesinde yatırım kuruluşları ve portföy yönetim şirketlerinin yapabilecekleri yan hizmetler arasına “Proje finansmanı dâhil olmak üzere Kurulca belirlenecek hizmet ve faaliyetlerde, kambiyo düzenlemeleri saklı kalmak kaydıyla, kredi ya da ödünç verilmesi ve döviz hizmetleri sunulması” eklenmiştir.

Kitle Fonlama Platformları, Yatırım Fonları, Konut ve varlık Finansmanı Fonları hakkında düzenlemeler yapılmış, 61/B maddesi ihdas edilerek Proje finansmanı, proje finansman fonu ve projeye dayalı menkul kıymetler düzenlenmiştir.

Kanunun 91. maddesinde izahnamede yer alan yatırımcıların yatırım kararını etkileyecek nitelikteki taahhüt ve açıklamalara aykırı davranılması veya taahhütlerin makul süre içerisinde yerine getirilmemesi ve Kurulun ilgili düzenlemelerine uygun olarak taahhüt ve açıklamalarda değişiklik yapılmamış olması hâlinde SPK’na yeni yetkiler getirilmiş, ihraçtan elde edilen nakit veya diğer varlıkların kullanılmasını engellemek amacıyla kamuyu aydınlatma belgesinde yer alan taahhüt ve açıklamalara aykırı olarak gerçekleştirilen iş ve işlemler için her türlü harç ve teminattan muaf olarak ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz istemeye ya da öngöreceği diğer her türlü tedbiri almaya yetkili olacağı, SPK’nın ihraçtan elde edilen tutarın izahnameye aykırı olarak kullanılması sonucunu doğurduğu tespit edilen iş ve işlemlerin iptali ve elde edilen nakit ve diğer varlıkların izahnameyi yayımlayan ortaklığa veya kolektif yatırım kuruluşuna iadesi için tespit tarihinden itibaren üç ay ve her hâlde izahnamenin onay tarihinden itibaren iki yıl içerisinde izahnameye aykırı olarak gerçekleştirilen işlemin iptali için dava açmaya da yetkili olacağı belirtilmiştişr.

Kanunun İdari Yaptırımlara ilişkin 103. maddesinde aşağıdaki düzenlemeler yapılmıştır:

103/1: Tüzel kişilere, aykırılığın ağırlığı ve etkilediği mağdur sayısı dikkate alınarak bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan asgari miktardan az olmamak üzere bağımsız denetimden geçmiş yıllık finansal tablolarında yer alan brüt satış hasılatının %1’i ile vergi öncesi kârının %20’sinden yüksek olanına kadar idari para cezası verilir
(Yeni İhdas) 103/7 : Kurul veya bu Kanuna göre görevlendirilenler tarafından ilgili gerçek ve tüzel kişilerden bu Kanun ve ilgili diğer mevzuatın sermaye piyasasına ilişkin hükümleriyle ilgili olarak talep ettikleri bilgi, belge, açıklama ve kayıtları (elektronik ortamda tutulanlar dâhil) süresi içinde hiç veya istenen şekliyle vermeyen veya eksik, gerçeğe aykırı, yanıltıcı nitelikte veren veya açıklamalarda bulunan kişiler ve Kurul veya bu Kanuna göre görevlendirilenlerin görevlerini yapmalarını engelleyen veya zorlaştıran kişilere birinci fıkranın birinci cümlesi uyarınca idari para cezası verilir.
(Yeni İhdas) 103/8: Kurula gerçeğe aykırı, yanıltıcı nitelikte bilgi, belge vermek veya açıklamalarda bulunmak suretiyle gereksiz olarak Kanunun 88 inci maddesi uyarınca denetim yapılmasına neden olan kişiler hakkında bin Türk lirasından yirmi beş bin Türk lirasına kadar idari para cezası verilir.

Kanunun 106. maddesindeki Bilgi Suistimali suçunun ve 107. maddesindeki Piyasa Dolandırıcılığı cezasının alt sınırı 2 yıldan 3 yıla çıkartılmıştır.

Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girmiş olup, bu değişikliklere ek olarak 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu çerçevesinde pek çok değişiklik daha bu kanun ile yürürlüğe girmiştir.

İmar Kanunu, Değerli Konut Vergisi ve Birçok Hususta Değişikliklikler Yapan 7221 Sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Resmi Gazete’de Yayımlandı.

TBMM’de 14.02.2020 tarihinde kabul edilen 7221 Sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun 20.02.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Kanun ile, Ulusal Coğrafi Sorumluluk Matrisinde yer alan coğrafi verilerin kullanımı, ücretlendirilmesi, izinsiz kullanım halindeki cezalar, izin belgesi çerçevesinde bu konuda veri toplama, üretme, paylaşma, satış hususları düzenlenmiştir.

İmar Kanunu’nun
-8. maddesinde düzenlemeler yapılmış, tüm plan değişikliklerinin/revizyonlarının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda oluşturulacak elektronik ortama yüklenerek plan işlem numarası alması ve değişiklik askı/ilan süreçlerinde düzenlemeler yapılmıştır.
-Kesinleşen imar ve parselasyon planlarına karşı azami dava süresi beş yıl olarak belirlenmiştir.
-İmar planlarında bina yüksekliklerinin yençok: serbest olarak belirlenemeyeceği ifade edilmiştir.
-Sanayi alanları, ibadethane alanları ve tarımsal amaçlı silo alanları dışında eski planlarda yeniçok:serbest olarak belirlenen yüksekliklerin emsalde değişiklik yapılmaksızın ilgili idarelerce meclis kararı ile belirleneceği, aksi halde ÇŞB tarafından (maliyetleri idarelere aktarılan bütçe gelirlerinden tahsil edilmek üzere) belirleme yapılacağına dair düzenleme yapılmıştır. Bu düzenleme için 1.7.2021’e dek süre verilmiş, ayrıca düzenleme yapılmadıkça yapı ruhsatı düzenlenemeyeceği ifad edilmiştir.
– Büyükşehir belediyesi sınırının il sınırı olması nedeniyle mahalleye dönüşen ve nüfusu 5.000’in altında kalan yerlerin, kırsal yerleşim özelliğinin devam edip etmediğine büyükşehir belediye meclisince karar verileceği, büyükşehir belediyelerince aksi karar alınmadıkça UİP yapılıncaya kadar bu alandaki uygulamaların İmar Kanunu’nun 27. maddesine göre (Köylerde yapılacak yapılar ve uyulacak esaslar) çerçevesinde yürütüleceği ifade edilmiştir.
-İmar Kanunu’nun 18/22. fıkrası ihdas edilmiştir “Bu madde kapsamında yapılmış olan imar uygulamalarının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi nedeniyle; davaya konu parselin imar planı kararları ile umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelmesi veya iptal edilen uygulama ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hak sahiplerince yapı yapılmış olması ve benzeri hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılarak uygulama öncesi kök parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti halinde, öncelikle davaya konu parselin hak sahiplerinin muvafakati alınmak kaydıyla uygulama sahası içerisinde idarece uygun bir yer tahsis edilir veya anlaşma olmaması halinde davacı hak sahibinin kök parseldeki yeri dikkate alınarak uygulamadaki düzenleme ortaklık payı kesintisi düşüldükten sonraki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden değeri ödenir.”
-İmar Kanunu’nun 27. maddesinde (Köylerde yapılacak yapılar ve uyulacak esaslar) projelerin valilik onayı akabinde
muhtarlığa bildirimi şeklinde değiştirilmiştir. Yine, kırsal yerleşik alanı ve civarı sınırları; belediye sınırı il sınırı olan yerlerde ilçe belediye meclisinin teklifi üzerine büyükşehir belediye meclisi kararıyla, diğer yerlerde ise il genel meclisi kararıyla belirlenir denilmiştir.
-İmar Kanunu’nun 32. maddesinde, “Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak başlanan yapılar” için ” Yapının imar mevzuatına aykırı olduğuna dair bilgi, tapu kayıtlarının beyanlar hanesine kaydedilmek üzere ilgili idaresince tapu dairesine en geç yedi gün içinde yazılı olarak bildirilir. Aykırılığın giderildiğine dair ilgili idaresince tapu dairesine bildirim yapılmadan beyanlar hanesindeki kayıt kaldırılamaz ” denilmiş, ayrıca ” pı tatil tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren bir ay içinde yapı sahibi tarafından yapının ruhsata uygun hale getirilmediğinin veya ruhsat alınmadığının ilgili idaresince tespit edilmesine rağmen iki ay içinde hakkında yıkım kararı alınmayan yapılar ile hakkında yıkım kararı alınmış olmasına rağmen altı ay içinde ilgili idaresince yıkılmayan yapılar, yıkım maliyetleri döner sermaye işletmesi gelirlerinden karşılanmak üzere Bakanlıkça yıkılabilir veya yıktırılabilir. Yıkım maliyetleri %100 fazlası ile ilgili idaresinden tahsil edilir. ” şeklinde bakanlığın yıkım yetkisi düzenlenmiştir.
-Kanun’un 42. maddesindeki idari müeyyideler güncellenmiştir, yine maktu cezalara ek olarak Aykırılığa konu alanın arsa payına isabet eden arsa alanı ile emlak vergisine esas arsa ve arazi asgari metrekare birim değerinin çarpımı ile bulunan bedel kadar idari para cezası ayrıca ilave edileceği belirtilmiştir.
-İmar Kanunu’na eklenen Ek Madde 8 ile Parsel bazında; nüfusu, yapı yoğunluğunu, kat adedini, bina yüksekliğini arttıran imar planı değişiklikleri yapılamayacağı, 1000 metrekareden az olmamak kaydıyla oluşmuş adalarda; ada bazında nüfusu, yapı yoğunluğunu, kat adedini, bina yüksekliğini arttıran veya fonksiyon değişikliği getiren plan değişikliklerinde ihtiyaç duyulan kültürel tesis, sosyal ve teknik altyapı kullanımları; adanın merkezine en fazla 500 metre yarı çaplı alanda karşılanmak zorunda olduğu, ayrıca taşınmaz maliklerinin tamamının talebi üzerine ada bazında yapılacak imar planı değişikliği sonucunda değerinde artış olan arsanın artan değerinin tamamı değer artış payı olarak alınır. Değer artış payı bedelinin tespitinde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 11. maddesinde belirtilen bedel tespit esaslarının gözetileceği ve değer artışının 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na göre yetkilendirilmiş en az iki gayrimenkul değerleme kuruluşu tarafından tespit edilen değerden az olmamak üzere değer tespit komisyonunca belirleneceği ve en geç taşınmazın ilk satışı/ruhsat aşamasında maliklerce ödeneceği ve değer artış payı, ödeme tarihinde her takvim yılı için, bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Kanunun mükerrer 298 inci maddesi uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında takvim yılı başından geçerli olmak üzere arttırılarak uygulanacağı belirlenmiştir. Plan değişiklikliği ile taşınmazın değer artışına tabi olduğu tapu kütüğüne şerh ediecektir. Emsal, inşaat alanı, yapı yüksekliği ve kullanım amacı değiştirilmemek kaydıyla yapılacak ruhsat tadilatları hariç, değer artış payı ödenmeden yapı ruhsatı düzenlenemez. Bu hükümler, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamındaki alanlarda, kamu yatırımları ile kamu mülkiyetindeki alanlarda, mazbut ve mülhak vakıflara ait alanlarda yapılacak plan veya plan değişiklikleri ile imar planlarında yençok: serbest olarak belirlenmiş yüksekliklerin 8 inci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen usullere göre yapılacak plan değişikliklerinde bu madde hükümleri uygulanmayacak ve uygulama usul ve esasları ÇŞB tarafından belirlenecektir.

Emlak Vergisi Kanunu’nda düzenlemeler yapılmış, Değerli Konut Vergisi uygulamasının Emlak Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinde belirlenen bina vergi değeri 5.000.000 TL’ni aşan taşınmazlara yönelik olacağı belirtilmiştir. Değerli konut vergisine tabi mesken nitelikli taşınmazlardan değeri;
5.000.000 TL ile 7.500.000 TL arasında olanlar (bu tutar dahil)
5.000.000 TL’yi aşan kısmı için                                                                      (Binde 3)

10.000.000 TL’ye kadar olanlar (bu tutar dahil) 7.500.000 TL’si için
7.500 TL, fazlası için                                                                                       (Binde 6)

10.000.000 TL’den fazla olanlar 10.000.000 TL’si için 22.500 TL,
fazlası için                                                                                                       (Binde 10) oranında vergilendirilir.” denilmiştir. İlgili değerler, her yıl yeniden değerleme oranının yarısı nispetinde arttırılacaktır. Paylı/Elbirliği mülkiyetinde tüm değer esas alınacaktır.

Değerli konut vergisi uygulaması, 2021 yılı itibariyle başlayacak olup (Cumhurbaşkanlığı’nın süreyi 1 yıl daha uzatma yetkisi mevcuttur), uygulama 1 yıl ötelenmiştir ve değerli konut vergisinin uygulamasında bu maddeyi ihdas eden Kanunun yayımı tarihinden önce Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce belirlenen değerler dikkate alınmayacaktır.

Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’na Ek Madde 1 ve Ek Madde 2 no’lu maddeler eklenmiştir.
Bu kapsamda, ihtiyari bir başvuru yolu olarak 4735 sayılı kanuna göre düzenlenecek yapım ve yapım ile ilgili danışmanlık hizmet işlerine ilişkin sözleşmelerin uygulanmasında; sözleşmede bulunmayan veya fiyatı belirli olmayan işlerin fiyatının tespiti, ihale dokümanını oluşturan belgeler arasındaki uyumsuzluk, iş programı ihtilafları, fiyat farkı ödenmesi ve hesaplanması, sürenin uzatılması ve ödenek aktarılması, geçici ve kesin kabul işlemleri, gecikme halinde uygulanacak cezalar, yaptırılabilecek ilave işler ve iş eksilişlerinde sözleşme anlaşmazlıklarını incelemede Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde yer alan Yüksek Fen Kurulu Başkanlığı görevli ve yetkili kılınmıştır.

Yüklenici veya idareler, sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan anlaşmazlıklar nedeniyle yargılama veya Sayıştay incelemesine konu edilmemiş olmak şartıyla anlaşmazlığın çözümü için Yüksek Fen Kuruluna başvurabilecek, yüklenici itirazları, sözleşmeyi düzenleyen idarelere, kesin kabul aşaması tamamlanıncaya kadar yazılı olarak yapılacak ve bu itirazlar, ilgili idareler tarafından en geç otuz gün içinde Yüksek Fen Kuruluna gönderilecektir. Yüksek Fen Kurulu, itirazları en geç altmış gün içinde bu Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine göre inceleyerek karara bağlayacak ve bu kararlar ilgili idarece uygulanacaktır.



Kanun Yolundan Vazgeçme’ye İlişkin Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 517) 20.02.2020 Tarihli Resmi Gazete’de Yayımlandı.

05.12.2019 tarihli, 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 27 nci maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 379 uncu maddesi başlığıyla birlikte yeniden düzenlenmek suretiyle vergi sistemimizde “Kanun yolundan vazgeçme” müessesesi ihdas edilmişti ve aşağıdaki düzenleme yapılmıştı.

Kanun yolundan vazgeçme:
Madde 379 –(1) Vergi/ceza ihbarnamesine karşı süresinde açılan davalarda, vergi mahkemesince verilen istinaf yolu açık kararlar ile bölge idare mahkemesince verilen temyiz yolu açık kararlarda (Danıştayın bozma kararı üzerine verilen kararlar hariç);
1. Kaldırılan vergi tutarının %60’ı, tasdik edilen vergi tutarının tamamı ile tasdik edilen vergi tutarına ilişkin vergi ziyaı cezasının %75’i,
2. Bağlı olduğu vergi aslı dava konusu yapılmayan veya 359 uncu maddede yazılı fiillere iştirak nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezaları ile usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının kaldırılan tutarının %25’i ve tasdik edilen tutarının %75’i,
mükellef için geçerli olan kanun yoluna başvuru süresi içerisinde, dava konusu vergi ve/veya vergi cezalarının tümü için kanun yolundan vazgeçildiğine ilişkin dilekçenin ilgili vergi dairesine verilmesi şartıyla kanun yolundan vazgeçme dilekçesinin verildiği tarih itibarıyla başkaca bir işleme gerek kalmaksızın tahakkuk eder.
(2) Bu şekilde tahakkuk eden tutarlar tahakkuk tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir. Bu maddeye göre tahakkuk eden vergi ve/veya vergi cezalarının %80’inin, hesaplanacak gecikme faizi ile birlikte bu sürede tamamen ödenmesi şartıyla, vergi ve ceza tutarından %20 oranında indirim yapılır. Şu kadar ki, tasdik edilerek tahakkuk eden vergi tutarında indirim yapılmaz. İndirim hükmünden yararlanılabilmesi için dava konusu yapılan ve bu maddeye göre tahakkuk eden vergi ve/veya vergi cezaları ile gecikme faizlerinin birlikte bu fıkra kapsamında ödenmesi şarttır.
(3) Kanun yolundan vazgeçme dilekçesi vergi dairesince ilgili yargı merciine gönderilir ve bu dilekçenin vergi dairesine verildiği tarih kanun yolundan vazgeçme tarihi olarak kabul edilir. Kanun yolundan vazgeçilmesi hâlinde idarece de ihtilaf sürdürülmez. Kanun yolundan vazgeçildiği hâlde istinaf veya temyiz yoluna başvurulması durumunda ise bu başvurular incelenmez.
(4) Kanun yolundan vazgeçilen vergi ve vergi ziyaı cezası için bu maddeye göre yapılan tahakkuktan önce ödenen gecikme faizi ve gecikme zammı da dâhil tutarlar, bu madde hükmüne göre ödenecek tutarlara mahsup edilir.
(5) Bu madde uyarınca istinaf ve temyiz yolundan vazgeçilen davaya ilişkin kararlarda hükmedilen yargılama giderleri, avukatlık ücretleri ve fer’ileri karşılıklı olarak talep edilmez ve bu alacaklar için icra takibi yapılamaz.
(6) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenir.

Ayrıca, ayrıca 7194 sayılı Kanunun 23. maddesiyle de 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinin gecikme faizinin hesaplanmasıyla ilgili (3) numaralı fıkrasına (b) bendinden sonra gelmek üzere “379 uncu madde kapsamında kanun yolundan vazgeçilmesi durumunda söz konusu maddeye göre hesaplanacak vergilere, kendi vergi kanunlarında belirtilen ve tarhiyatın ilgili bulunduğu döneme ilişkin normal vade tarihinden itibaren, kanun yolundan vazgeçme dilekçesinin vergi dairesine verildiği tarihe kadar;” hükmünün yer aldığı (c) bendi eklenmiştir.

Kanun Yolundan Vazgeçme’ye İlişkin Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 517) 20.02.2020 Tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak kanunun 6. fıkrasına göre gerekli düzenlemeler yapılmıştır ve 01.01.2020 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girmiştir. ( https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/02/20200220-11.htm )

Bu kapsamda, uygulama kapsamı vergi mahkemesince verilen istinaf yolu açık kararlar ile bölge idare mahkemesince verilen temyiz yolu açık kararlar (Danıştayın bozma kararı üzerine verilen kararlar hariç) olarak belirlenmiştir ve davanın süresinde açılan dava sonucu verilen karar olması aranmıştır.

Örnek olarak, aşağıdaki hallerin kanun yolundan vazgeçme kapsamında olmadığı anılmıştır:

Bu itibarla, örneğin;

– Vergi/ceza ihbarnamesine karşı süresinde dava açılmaması nedeniyle davanın süre aşımı gerekçesiyle reddi yönünde verilen,
– Davanın ehliyet yönünden reddi şeklinde verilen,
– İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde verilen,
– Vergi mahkemesince verilip istinaf yolu açık olmayan kesin nitelikli,
– Bölge idare mahkemesince verilip temyiz yolu açık olmayan kesin nitelikli,
– Danıştay’ın bozma kararı üzerine verilen,
– Vergi/ceza ihbarnamesine karşı açılmamış olan davalarda verilen,
– Beyanname verilmesi üzerine tahakkuk fişi esasına göre yapılan tarhiyatlara açılan davalarda verilen,
– 213 sayılı Kanun kapsamında yapılan şikâyet yoluyla müracaatın reddi üzerine açılan davalarda verilen,
– Ödeme emrinin tebliği, haciz gibi takip ve tahsilat işlemlerine karşı açılan davalarda verilen kararlar.

Yine, kanun yolundan vazgeçme dilekçesinin kararın tebliği akabinde kanun yoluna başvuru süresi içinde vergi/ceza ihbarnamesini düzenleyen vergi dairesine verilmesi aranmaktadır. Dilekçenin posta/APS ile gönderimi halinde ulaşma tarihi esas alınacaktır.

Dava konusu vergi veya cezaların bir kısmı için ilgili müessesenin kullanılması mümkün değildir.

Konu müessese kullanıldıktan sonra, tahakkukta istinaf veya temyiz yolu kullanılmayan yargı kararı dikkate alınacaktır.

Kanun yolundan vazgeçme kapsamında tahakkuk eden vergi ve cezaların %80’inin, hesaplanacak gecikme faizi ile birlikte bir ay içinde tamamen ödenmesi şartıyla vergi ve ceza tutarından %20 oranında indirim yapılır. Bu durumda, gecikme faizi verginin indirimden sonra kalan %80’lik kısmı üzerinden hesaplanır. Ancak, mahkeme kararında tasdik edilerek tahakkuk eden vergi tutarında bu indirim yapılmaz. Dolayısıyla, vergide söz konusu indirim ancak, kanun yolundan vazgeçme kapsamındaki kararda verginin kısmen ya da tamamen kaldırılan kısmı üzerinden tahakkuk eden tutardan yapılabilir. İndirim hükmünden yararlanılabilmesi için dava konusu yapılan ve bu maddeye göre tahakkuk eden vergi ve vergi cezaları ile gecikme faizinin birlikte ve tamamen (indirilen kısımları hariç) süresinde ödenmesi şarttır. Bu itibarla, ödemenin süresinde yapılmaması veya ödenmesi gereken gecikme faizi, vergi ve cezaların tamamı yerine bir kısmının ödenmesi durumunda söz konusu indirimden yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.

Kanun yolundan vazgeçilen vergi ve cezalar için VUK m. 379’a göre yapılan tahakkuktan önce ödenen gecikme faizi ve gecikme zammı da dâhil tutarlar, kanun yolundan vazgeçme kapsamında ödenecek tutarlara mahsup edilecektir. Söz konusu mahsup işleminden dolayı iadesi gereken bir tutar bulunması hâlinde ise 6183 sayılı Kanun kapsamında ret ve iade işlemi yapılacaktır.

Fiili Hizmet Süresi Zammı İçin Basın ve Gazetecilik Mesleğinde Basın Kartı Yönetmeliği Sahibi Olmayı Zorunlu Tutan 6385 Sayılı Kanun’un 15. Maddesi AYM Tarafından İptal Edildi.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 40. maddesinde, “Fiili Hizmet Süresi Zammı” düzenlenmiştir.

Bu madde çerçevesinde, 6385 sayılı Kanun’un 15. maddesi ile ilgili madde altındaki bentlere kapsamdaki işler/işyerlerine “Basın ve Gazetecilik Mesleği” eklenmiş, kapsamdaki sigortalılar ise “Basın Kartı Yönetmeliğine göre basın kartı sahibi olmak suretiyle fiilen çalışanlar” belirtilmiştir.

İstanbul 22. İş Mahkemesi’nin başvurusu üzerine, 14.02.2020 tarihli 31039 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2019/62 E., 2019/98 K., 25.12.2019 T. sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ile ilgili hüküm Anayasa’nın 13. ve 60. maddelerine aykırı görülerek oy çokluğu ile iptal edilmiş, iptal kararının kararın yayım tarihinden başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.