Kamu Asıl İşverenlerinin, Alt İşverenlere Ödedikleri Kıdem Tazminatlarını Rücu Etme(me)lerine Dair Düzenleme Netleştirildi.

Bilindiği üzere, 6552 sayılı kanun ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 62/1-e ve İş Kanunu’nun 112. maddelerinde çeşitli düzenlemeler yapılmıştı.

Personel çalıştırılmasına dair hizmet alımları, Kamu İhale Genel Tebliği’nde de “ihale konusu işte çalıştırılacak personel sayısının ihale dokümanında belirlendiği, bu personelin çalışma saatlerinin tamamının idare için kullanıldığı ve yaklaşık maliyetinin en az % 70’lik kısmının asgari işçilik maliyeti ile varsa ayni yemek ve yol giderleri dahil işçilik giderinden oluştuğu hizmetler” olarak tanımlanmış; bu hizmetlerde farklı alt işverenler altında aynı asıl işveren kamu kuruluşunda çalışan işçilerin kıdem tazminatının ilgili kamu kuruluşu tarafından ödeneceği ifade edilmişti.

Fakat, konu hükümde rücu ilişkisi düzenlenmemiş olup kıdem tazminatı ödeyen idareler alt işverenlere (gerek TBK m. 167, gerekse ihale sözleşmesi hükümleri gözetilerek) rücu davası açmakta idi.

22.02.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7166 sayılı kanun ile bu hususta düzenlemeler aşağıdaki üzere yapılmıştır:

MADDE 11 – 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 112 nci maddesine beşinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere, 11/9/2014 tarihinden sonra imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında, kamu kurum ve kuruluşlarına ait işyerlerinde 11/9/2014 tarihinden sonra geçen süreye ilişkin olarak kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemeleri için sözleşmesinde kıdem tazminatı ödemesinden ötürü alt işverene rücu edileceğine dair açık bir hükme yer verilmemişse alt işverenlere rücu edilmez.”

MADDE 12 – 4857 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 9- Bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla kamu kurum veya kuruluşları tarafından alt işverene rücu edilmek üzere yürütülen davalarda, 112 nci maddenin altıncı fıkrası kapsamında rücu edilmeyecek kısmı için ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir, yargılama gideri ve vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. İcra takiplerinde rücu edilmeyecek kısma ilişkin olarak harç alınmaksızın düşme kararı verilir, takip giderleri ile vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. Ancak, bu kapsamda alt işverene rücu edilerek takip ve tahsil edilmiş olan tutarlar, alt işverenler lehine hiçbir şekilde alacak hakkı doğurmaz ve tahsil edilmiş tutarlar iade edilmez.”

Bu kapsamda, sözleşme hükmü değil TBK m. 167’ye dayanan rücu davaları sona erecektir.

Yargılama giderleri yönünden ise, eğer ki idare TBK m. 167’yi aşkın şekilde ödediği tutarın %100’ünü alt işverenden talep ediyor ise %50’lik kısımda yargılama giderlerine mahkum olması gerektiği açıktır.

Ek olarak, aynı hukuki durumda olunmasına rağmen talep ve tahsil olunan tutarlara ek düzenleme yapılması da ileride pek çok tartışmaya sebep olabilecek, Anayasa Mahkemesi önüne gidebilecek bir hüküm gibi gözükmektedir.

İhtiyaç Kredilerinin Yapılandırılmasında Yeni Düzenlemeler

10.02.2019 tarihli Resmi Gazete’de, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ve Bankaların Kredi İşlemlerine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik yayımlanmıştır.

Her iki yönetmeliğin Geçici Madde 6 no’lu maddelerine göre “Bu maddenin yürürlük tarihinden önce anapara ve/veya faiz ödemelerinin tahsili geciken ihtiyaç kredilerinin borç bakiyeleri, borçlu tarafından talep edilmesi durumunda en fazla altmış ay ile sınırlı olmak üzere yeniden yapılandırılabilir.” hükmü getirilmiş ve yapılandırma için azami sınır belirlenmiştir.

Yönetmelik, yayımı ile yürürlüğe girmiştir.

Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler Hakkında Yönetmelik ve Konkordato Komiserliği ve Alacaklılar Kuruluna Dair Yönetmelik Yayımlandı.

Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler Hakkında Yönetmelik ve Konkordato Komiserliği ve Alacaklılar Kuruluna Dair Yönetmelik 30.01.2019 tarihinde yayımlandı.

Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler Hakkında Yönetmelik ile makul güvence veren denetim raporunun da iflasa tabi olan kişiler için konkordato talebine eklenmesi gerektiği ifade edilmiştir. (m. 5)

Bu raporun basit bir denetim raporu olmadığı, konkordato başvurusunda sunulan diğer evrakların denetleneceği yönetmeliğin 12. maddesinden anlaşılmaktadır. Denetimin amacı, borçlunun konkordato ön projesinde yer alan teklifinin gerçekleşeceği hususunda makul güvence verilip verilmeyeceğinin tespitidir. Denetim esnasında, ön proje, malvarlığını gösterir belgeler, alacaklı ve alacak listesi, karşılaştırma tablosu ve gerekli görülen sair evraklar incelenecektir. Denetim kanıtları BDK tarafından toplanacaktır.

Dahası, 2018/11597 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’na (http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2018/05/20180526-2.pdf) göre bağımsız denetime tabi borçlular bilanço, gelir tablosu, nakit akım tablosunun denetlenmiş olarak sunmak durumundadır. (m. 7)

Konu denetim raporları, KGK düzenlemelerine ve TMS standartlarına göre hazırlanacaktır. Boşluk halinde, Bağımsız Denetim Yönetmeliği, TMS hükümleri, KGK ikincil düzenlemeleri uygulanacaktır.

Denetim için azami süre, 60 gün olarak belirlenmiş ve gerek rapor, gerekse sözleşmeyi KGK’na bildirmek için BDK’na süre verilmiştir. Normalde bağımsız denetim ilişkisi bir akdi ilişki olmasına ve asgari ücret tarifesi KGK tarafından belirlenmesine rağmen, zorunlu bir denetim olması da değerlendirilerek azami ücret tarifesi için azami sınırı belirleme noktasında da Adalet Bakanlığı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı’na yetki verilmiştir.

Öte yandan, Konkordato Komiserliği ve Alacaklılar Kuruluna Dair Yönetmelik aynı resmi gazetede yayımlanmış, komiserlerin asgari nitelikleri belirlenmiştir. Komiser listesi kurulmuştur, listeye kayıtlı komiserlerin görev kabul yükümlülüğü vardır ve komiserliğin nitelikli bir şekilde takibi için bir kimsenin eş zamanlı olarak en fazla 5 dosyada komiser olarak görev yapabileceği belirtilmiştir.

Komiser heyetinin 3’lü olarak belirlenmesi halinde bir komiserin bağımsız denetçi olması zorunludur. Komiserlerin birinin hukukçu olması ise tercih sebebidir.

Komiserlerin yasaklılık ve çekinme gerekçeleri, ilk ve yenilenme eğitimi, eğitimden muafiyet, eğitim kuruluşları, listenin kurulması ve kayıt süreci detaylıca tanımlanmıştır.

Ayrıca, geçmiş komiserlik eğitimlerinin listeye kayıt için yapılacak başvuruda dikkate alınmayacağı açıkça ifade edilmiştir. Bu Yönetmeliğe göre oluşturulan listeler, bölge kurulu tarafından ilan edilene dek listeden görevlendirme usulü dikkate alınmaksızın komiser görevlendirilmesine devam olunacak ve bu komiserler listede bulunmasalar dahi mevcut dosyalardaki görevlerini tamamlayacaktır.

Alacaklılar kurulu ise, -kural olarak zorunlu olmamak kaydı ile- sayısı tek olmak, 7’yi geçmemek üzere oluşturulacaktır. Farklı alacaklı sınıfları ve varsa rehinli alacaklılar bu kurulda hakkaniyetli bir şekilde temsil edilecektir. En az üç alacaklı sınıfı bulunması kaydıyla, alacaklı sayısının iki yüz elliyi veya alacak miktarının yüz yirmi beş milyon Türk Lirasını aşması hâlinde alacaklılar kurulunun oluşturulması zorunludur.

Alacaklılar kurulu, kanunda öngörülen hallerde mahkemeye görüş verecek ve komisere tavsiyelerde bulunabilecektir. Gerek görmesi halinde komiserin görevden alınmasını mahkemeden gerekçeli bir raporla talep edebilecektir.

Alacaklılar kurulu, ayda en az 1 kez toplanacak olup toplantılar komiser tarafından belirlenen zamanlarda yapılacaktır. Üyelerin salt çoğunluğunun kararı halinde ise komisere bildirilerek her zaman toplantı yapılabilecektir. Karar nisabı oy çokluğu olup, komiser toplantılarda hazır bulunarak kararı -toplantıya katılanların imzasını da almak suretiyle- tutanağa bağlayacaktır.

Bu şekilde, konkordato sürecini şirketlerin azami 5 + 18 aylık zaman kazanma süreci olarak kullandığı görülerek sürecin sağlıklı yürümesi için bağımsız denetim kurumu devreye sokulmuştur. Ayrıca, komiserlerin niteliğinin arttırılması amacıyla komiserler, nitelikleri ve görevlendirilmeleri konusunda kapsamlı sayılabilecek bir yönetmelik hazırlanmıştır.

7162 Sayılı Kanun İle İkale Sözleşmesi/İşe Başlatmama Tazminatı Konularında Getirilen Gelir Vergisi İstisnaları

7162 sayılı Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 18.01.2019 tarihinde kabul edilmiş ve 30.01.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Bu kanunun 2. maddesi ile Gelir Vergisi Kanunu’nun 25. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendi “1. Ölüm, engellilik ve hastalık sebebiyle verilen tazminat ve yardımlar ile 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu uyarınca ödenen işsizlik ödeneği ve 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa göre ödenen işe başlatmama tazminatı ” şeklinde değiştirilmiştir.

Yine, aynı yasaya Geçici Madde 89 eklenmiş, geçmiş dönemde ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatların vergilendirilmesi akabinde açılan davalarda yargı kararlarının idareler aleyhine olması neticesinde hem açık yasal düzenleme yapılmış, hem de -usul hukuk yönünden doğru olmadığını düşünsek de, en azından kesinleşmiş hükümlerde uygulanmadan ve doğrudan tüm geçmiş başvurular bu hükme tabi kılınmaksızın- idarelerin yargılama giderleri ile karşı karşıya kalması önlenmeye çalışılmıştır. Yasa hükmü aşağıdaki üzeredir.

“GEÇİCİ MADDE 89 – 27/3/2018 tarihinden önce karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımlar üzerinden tevkif edilerek tahsil edilen gelir vergisi, hizmet erbabının düzeltme zamanaşımı süresi içerisinde tarha yetkili vergi dairelerine başvurmaları ve dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri şartıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanununun düzeltmeye ilişkin hükümleri uyarınca red ve iade edilir.

Bu madde hükümlerinden yararlanmak üzere vazgeçilen davalarla ilgili olarak yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmez.

Hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan iade talepleriyle ilgili olarak bu madde hükmü uygulanmaz.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

İş Sağılığı ve Güvenliği Hükümlerine Aykırılık Sebebiyle İşin Durdurulması

İÇİNDEKİLER

İÇİNDEKİLER.. i

KISALTMALAR LİSTESİ ii

GİRİŞ. 1

I. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNE İLİŞKİN DÜZENLEMELER.. 4

A. 6331 Sayılı Kanunun Kapsamı 6

B. İşyeri, Çalışan Ve İşveren Kavramları 8

C. 6331 Sayılı Kanunun İşin Durdurulmasına Dair İkincil Düzenlemeleri 9

II. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ YÜKÜMLÜLÜKLERİNE AYKIRILIK HALİNDE İŞİN DURDURULMASI 11

A. İşyerinde Tehlike Oluşturan Bir Durumun Meydana Gelmesi 11

B. Risk Değerlendirmesinin Yapılmamış Olması 12

C. İşin Durdurulmasına Karar Verecek Olan Merciler 14

2.İş Müfettişinin Durdurma Yetkisi 17

D. Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik Hükümlerine Göre İşin Durdurulması 19

III. İŞİN DURDURULMASI KARARININ UYGULANMASI 21

IV. İŞİN DURDURULMASI KARARINA İTİRAZ SÜRECİ 23

A.Mühürlerin Geçici olarak Kaldırılması 23

B. İşin Durdurulması Kararına İtiraz Edilmesi 24

C. Durdurma Kararının Kesin Olarak Heyetçe Kaldırılması 25

V. İŞİN DURDURULMASININ SONUÇLARI 27

SONUÇ.. 31

KAYNAKÇA.. 33

KISALTMALAR LİSTESİ

a.e.                              :Aynı Eser

a.g.e.                           :Adı Geçen Eser

a.g.m.                         :Adı Geçen Makale

B.                                :Bası

BM                             :Birleşmiş Milletler

C.                                :Cilt

CMK                          :Ceza Muhakemesi Kanunu

E.                                :Esas

ILO                            :Uluslararası Çalışma Örgütü

İSG                            :İş Sağlığı ve Güvenliği

K.                               :Karar

m.                               :Madde

s.                                 :Sayfa

S.                                :Sayı

SBE                            :Sosyal Bilimler Enstitüsü

T.                                :Tarih

TBB                            :Türkiye Barolar Birliği

vd.                              :Ve Diğer

Y.                                :Yıl

GİRİŞ

            Teknolojideki gelişim neticesinde, seri üretim yaygınlaşmış ve neredeyse üretimin tamamı makine temelli yapılmaya başlamıştır. Seri üretim, makineleşme ve üretim alanlarındaki sağlık koşullarının konu gelişme ile paralel olarak optimize edilmemesi sonucunda birçok iş kazası ve meslek hastalığı yaşanmış olup, proaktif şekilde önlem almanın gereği kanun koyucularca da görülmüştür.

            Çalışma hayatı; çalışma şartları, sosyal güvenlik, mesleki eğitim ve İSG gibi birçok alandan oluşmaktadır ve ekonomi ile sosyal hayatı büyük ölçüde etkilemektedir. Nitekim Anayasa’nın[1] 49. maddesi ve devamı hükümlerinde Çalışma İle İlgili Hükümler ayrık olarak düzenlenmiştir.

            Bu düzenlemelere bakıldığında, “çalışanların hayat seviyesinin yükselmesi” ve “çalışma hayatının gelişerek çalışanların ve işsizlerin korunması”, “kimsenin yaşına, cinsiyetine veya gücüne uymayan işlerde çalıştırılamayacağı”, “küçükler ve kadınlar ile bedeni ve ruhi yetersizliği olanların çalışma şartları bakımından özel olarak korunacağı” ve “dinlenmenin çalışanlar için bir hak olduğu” Anayasa’da açıkça düzenlenmiştir. Yine, BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Anlaşması, Avrupa Sosyal Şartı da benzer düzenlemeler yapmıştır.

            Benzer gereklerin gözetildiği 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu[2], 30.06.2012 tarihinde 28339 sayılı R.G.’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

            Bu şekilde, hukukumuzda önceden temelde 4857 sayılı İş Kanunu’nun[3] Beşinci Bölüm’ünde 77-89. maddeler arasında düzenlenen (İSG ile ilgili 63, 69, 95, 105 gibi başkaca mülga maddeler de olmakla birlikte) İSG hükümleri yürürlükten kaldırılmış ve İSG kendi kanununda ILO Sözleşmelerine uygun olarak düzenlenmiştir.

            İş Kanunu’nun temel prensipleri gereğince, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamak işverenin asli yükümlülüklerindendir. İSG’ye dair düzenlemeler –kapsam ve kavram farklılıkları olmakla birlikte- , 6331 sayılı kanun öncesinde 4857 sayılı kanun (ve daha öncesinde mülga 1475 sayılı İş Kanunu[4]– kapsamında yapılmakta iken, 6331 sayılı kanun ile detaylı bir şekilde İSG’ye ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.

            Bir işin icrası esnasında işten kaynaklanan tüm risklere karşı işyeri, işveren sıfatı vs. hallere bakılmaksızın çalışanların korunması, sağlık ve güvenliklerinin sağlanması gerektiği açıktır. Sağlık ve güvenlik, normatif hükümlerin yanında, iyileştirici ve geliştirici bir yaklaşımla sağlanabilecektir. Neticede, iş kazası veya meslek hastalığı meydana geldikten sonra işvereni cezalandırmak, sadece caydırıcı etkiyi doğuracak olup esas olanın ve kanun koyucunun amacının olumsuz sonuçlar meydana gelmeden önce önlem almak ve işyeri, çalışan sayısı veya iş kolu irdelenmeksizin çalışanları korumak olması gerektiği açıktır.

            Bu kapsamda, işyeri tasarımı, ekipmanlar, çalışma şekli, üretim metotlarının optimize edilmesi gerektiği açıktır. Bir kaza, ancak gerçekleşmeden önce önlenebilir. Kaza gerçekleştikten, halk deyişi ile testi kırıldıktan sonra ise ancak müeyyide durumu tartışılabilir.

            Bu proaktif yaklaşım doğrultusunda, işyerindeki bina ve eklentilerde, çalışma yöntem ve şekillerinde veya iş ekipmanlarında çalışanlar için hayati tehlike oluşturan bir husus tespit edildiğinde; bu tehlike giderilinceye kadar, hayati tehlikenin niteliği ve bu tehlikeden doğabilecek riskin etkileyebileceği alan ile çalışanlar dikkate alınarak, işyerinin bir bölümünde veya tamamında işin durdurulması gerektiği açıktır. Ayrıca çok tehlikeli sınıfta yer alan maden, metal ve yapı işleri ile tehlikeli kimyasallarla çalışılan işlerin yapıldığı veya büyük endüstriyel kazaların olabileceği işyerlerinde, risk değerlendirmesi yapılmamış olması durumunda konu risklerin varlığı karine olarak kabul edilmiş ve tehlikenin var olup olmadığı sorgulanmaksızın işin durdurulacağı 6331 sayılı kanunun 25. maddesinde düzenlenmiştir.

            Bu çalışmamızda, İSG’ne ilişkin düzenlemeler değerlendirilmiş, kanun kapsamı ve tanımları irdelenmiş, 6331 sayılı kanunun 25. maddesindeki işin durdurulması kurumu ikincil mevzuat ile birlikte değerlendirilmiş, işin durdurulması kararının alınması, uygulanması, itiraz süreci ve kaldırılması değerlendirilerek çalışmamız sona erdirilmiştir.

I. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNE İLİŞKİN DÜZENLEMELER

Çalışanların sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışmalarına ilişkin ihtiyaçları çok öncelere dayanmasına rağmen iş güvenliğinin sosyal bir ihtiyaç olarak kabulü çok eskilere dayanmamaktadır.[5] Ülkemiz, kabul ettiği 155 ve 161 sayılı ILO Sözleşmeleri ile konu ile ilgili asgari düzenlemeler yapma yükümü altına girmiştir.

1475 sayılı mülga İş Kanunu’nun 75. maddesine göre, sadece yetkili makamdan izin almak suretiyle kurulan ve işletmeye başlanılabilecek (işyeri kurma izni veya işletme belgesi alınması gereken işyerleri) işyerlerinde işin durdurulması veya işyerinin kapatılması müeyyideleri uygulanabilmekte idi.

Bu kapsamda, 4857 sayılı İş Kanunu ile AB ve İLO normları dikkate alınarak işyerinde İSG’ne ilişkin asgari standartlar belirlenmiştir. Bu kanun ile işin durdurulması veya işyerinin kapatılması müeyyidesinin uygulanabilmesi sadece yetkili makamdan izin almak suretiyle kurulan ve işlemeye başlayan işyerleri dışında genel olarak düzenlenmiş ve 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi tüm işyerleri için uygulanabilir hale getirilmiştir. Tabii olarak, 4857 sayılı kanun kapsamı -işçiler, çırak ve stajyerler- dışında olan (Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun[6] ve Deniz İş Kanunu[7]) ve bağımlı çalışan kimseler bu kanunla düzenlenmiş olan asgari standartlardan faydalanamamıştır.

6331 sayılı kanun ile, 4857 sayılı İş Kanunu’nun İSG’ne ilişkin hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır ve İSG konusu müstakil bir kanunla düzenlenerek tüm bağımlı çalışanlar için kapsayıcı hale getirilmiştir[8]. Doktrinde her ne kadar iş kolu / çalışan sayısı ve çalışma koşullarındaki farklılığa dair normatif düzenlemeler dikkate alınmadan İSG konusunun tek bir mevzuata tabi tutulması[9] ve işverenlere kademe olmaksızın yükümlülükler getirmesi[10] eleştirilse de kanımızca iş koluna dair düzenlemeler ikincil düzenlemeler ile yapıldığı gibi, çalışan sayısına ve normatif hükümlerdeki çalışma koşulları farklılıklarına göre kanun ile işverene getirilen İSG yükümlülüklerinin esnek veya katı uygulanması da ikincil düzenlemeler ile yapılabilecektir. Yine, 6331 sayılı kanun ile geçmiş mevzuattaki (esasında aynı sonuçları doğuran ve yer yer işin durdurulması mı, işyerinin kapatılması mı gerektiği hususunda kafa karışıklığı yaratabilecek) işyerinin kapatılması ifadesinden vazgeçilmiş ve kavram salt işin durdurulması olarak düzenlenmiştir. Sonuçta, lafzen bakıldığında işyerinin kapatılması 6331 sayılı kanun döneminde mümkün değildir[11].

6331 sayılı kanundaki İSG düzenlemeleri, çalışanların sağlık ve güvenliklerinin -sosyal devlet ilkesi altında devlet gözetiminde- korunmasını hedeflemektedir. Buradaki yükümlülük ise, işverenlere yükletilmiştir. Ayrıca, yaşam hakkı da İSG düzenlemeleri ile birebir ilintilidir. Bu yükümlülüklere karşılık, işverenin İSG yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde -işin durdurulması halinde 6331 sayılı kanunun 13/5. maddesine göre çalışmaktan kaçınma hakkına dair hükümler uygulanmayacak olmakla ve kaçınma hakkı kullanılamayacak olmakla birlikte- çalışanlara çalışmaktan kaçınma hakkı ve haklı nedenle fesih hakkı getirilmiştir. Ayrıca, devlet de İSG yükümlülüklerini yerine getirmeyen işverenlere müeyyide uygulayacağını ifade etmiştir.

Özel hukuka ilişkin düzenlemeler mutlak emredici, nispi emredici veya düzenleyici hükümler olabilmektedir. İSG’nin sağlanması, mevzuat dışında sadece iş akdi – işgörme ilişkisi bazında değerlendirildiğinde, işçi (çalışan) -işveren ilişkisindeki işverenin iş gören çalışanını gözetme ve koruma borcu altında değerlendirilebilecektir[12]. Genel olarak İş Kanunu’nda yer alan düzenlemelere bakıldığında, bu düzenlemelerin çoğu mutlak emredici hükümler olarak nitelendirilebilir. İSG’ne ilişkin hükümler ise, kamusal nitelikler içermektedir ve genel olarak kamu hukukundan doğan mutlak emredici yükümlülüklerdir. Bunun temel nedeni de, taraflar arasındaki akdi ilişki içeriğindeki bir kısım hak ve yükümlülükler değil, çalışanın varlığı ve yaşamı ile sonuçta çalışma barışı korunmaya çalışılmaktadır[13].

Sonuçta, ilgili düzenlemelerin –özel hukuka dair sonuçları da olmakla birlikte- kamu hukuku kapsamında yapıldığı sonucuna varılmaktadır[14]. Bu yükümlülükler, işçi (çalışan) -işveren arasında birer akdi edim olmaktan ziyade mutlak olarak uyulması gereken kamusal yükümlülüklerdir. İSG kurallarına uyum, devletin denetimi altındadır. Sosyal devlet ilkesi ve yaşam hakkı doğrultusunda, herhangi bir ihbara gerek olmaksızın devlet bu kuralların denetimini yapmakta ve zarar varlığını aramadan işverene müeyyide uygulayabilmektedir. Bunlara ek olarak, işbu başlık altında 6331 sayılı kanunun kapsamı ve işyeri, çalışan ve işveren kavramları ile 6331 sayılı kanunun ikincil düzenlemeleri değerlendirilecektir.

A. 6331 Sayılı Kanunun Kapsamı

            6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun kişi ve konu yönünden kapsamı, 2. maddesinde 1. fıkrada “kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır” denilmekle ifade edilmiş; 2. fıkrada ise istisnalar belirtilmiştir.

            İlgili istisnalar, “Fabrika, bakım merkezi, dikimevi ve benzeri işyerlerindekiler hariç Türk Silahlı Kuvvetleri, genel kolluk kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığının faaliyetleri”, “Afet ve acil durum birimlerinin müdahale faaliyetleri”, “Ev hizmetleri”, “Çalışan istihdam etmeksizin kendi nam ve hesabına mal ve hizmet üretimi yapanlar” ve “Hükümlü ve tutuklulara yönelik infaz hizmetleri sırasında, iyileştirme kapsamında yapılan iş yurdu, eğitim, güvenlik ve meslek edindirme faaliyetleri” olarak ifade edilmiştir. Her ne kadar yasa yürürlüğe girdikten sonra 6552 sayılı yasanın[15] 15. maddesi ile istisnalar arasına “Denizyolu taşımacılığı yapan araçların uluslararası seyrüsefer hâlleri” eklense de, bu düzenleme Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa ve uluslararası sözleşmeler ile zorunlu kılınan İSG’ne ilişkin korumalardan yararlanmama sonucu doğurduğundan 2014/177 E., 2015/49 K., 14.05.2015 T. sayılı karar ile iptal edilmiştir.

            Neticede, kolluk-istihbaratın kendine özgü faaliyetleri, normal hayat ve faaliyeti durduran veya kesintiye uğratan ve acil müdahaleyi gerektiren durumlar ile toplumun tamamı veya belli kesimleri için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplar doğuran olaylara sivillerin korunması-kurtarılması amacıyla müdahalelerde bulunan çalışanların faaliyetleri İSG düzenlemelerinden istisna olarak kabul edilmiştir. Yine, ceza ve tutukevlerinde yapılan eğitim-öğretim-meslek edindirme faaliyetleri ile kendi nam-hesabına çalışanlar (yani esasında bağımlı olarak işgörme ilişkisi dâhilinde çalışan-işveren ilişkisi kurulmayan yerler) ile niteliği gereği tehlikesiz olup tam bir emir-talimat-bağımlılık ilişkisinin olmadığı ev hizmetleri 6331 sayılı kanun kapsamı dışında bırakılmıştır.

            Belirtmek gerekir ki, 6331 sayılı kanun kapsamı dışında kalan işyerlerinde işverenin çalışanı gözetme ve koruma yükümü ayrıca devam etmekle; kanun kapsamına göre olan durum işverenin yükümlülüklerini değiştirmeyecektir.

            Sonuçta, kanun işverenlerce çalıştırılan ve istisnalar dâhilinde olmayan her işyerinde uygulanacak olup; 6331 sayılı kanunun kapsamı bu şekilde ifade edilebilecektir. Kanun ile kamu-özel sektör ayrımı, işyerindeki çalışan sayısı, işyeri türü ve işyerinin açılmasında izin-ruhsat istenip istenmediği gözetilmeksizin bütün işyerinde sağlıklı ve güvenli çalışma ortamlarının oluşturulması gözetilmiştir.

B. İşyeri, Çalışan Ve İşveren Kavramları

            6331 sayılı kanuna göre “işyeri” kavramı incelendiğinde, kanunun 3/1-h maddesinde işyeri “Mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi olan ve olmayan unsurlar ile çalışanın birlikte örgütlendiği, işverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen işyerine bağlı yerler ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve mesleki eğitim yerleri ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçları da içeren organizasyon” şeklinde tanımlanmıştır.

            Genel işyeri tanımına ek olarak, Askeri İşyerleri İle Yurt Güvenliği İçin Gerekli Maddeler Üretilen İşyerlerinin Denetimi, Teftişi ve Bu İşyerlerinde İşin Durdurulması Hakkında Yönetmelik[16] hükümlerine göre Askeri İşyerleri “Millî Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı (Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı) ve İçişleri Bakanlığı (Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı) tarafından doğrudan doğruya işletilen işyerleri”, Diğer Askeri İşyerleri “ikili veya çok taraflı uluslararası anlaşmalar ile Türkiye’de kurulan işyerleri”, Yurt Güvenliği İçin Gerekli Maddeler Üretilen İşyerleri ise “29/6/2004 tarihli ve 5201 sayılı Harp Araç ve Gereçleri ile Silâh, Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında Kanunun 4 üncü maddesine göre tespit ve ilan edilen denetime tabi harp araç ve gereçleri ile silah, mühimmat ve bunlara ait yedek parçalar ve patlayıcı maddeler üreten işyerlerinden askeri işyerleri ve diğer askeri işyerleri tanımları dışında kalan işyerleri” olarak tanımlanmıştır.

            6331 sayılı kanunun 3/1-b maddesinde, çalışan kavramı “Kendi özel kanunlarındaki statülerine bakılmaksızın kamu veya özel işyerlerinde istihdam edilen gerçek kişi” şeklinde ifade edilmiştir.

            Yine, işveren ise aynı kanunun 3/1-ğ maddesinde “Çalışan istihdam eden gerçek veya tüzel kişi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar” şeklinde tanımlanmış olup kanunun 3/2. maddesinde işveren adına hareket eden, işin ve işyerinin yönetiminde görev alan işveren vekillerinin Kanun’un uygulanması bakımından işveren sayılacağı belirtilmiştir.

C. 6331 Sayılı Kanunun İşin Durdurulmasına Dair İkincil Düzenlemeleri

6331 sayılı kanunun 25/1. maddesinde, “işyerindeki bina ve eklentilerde, çalışma yöntem ve şekillerinde veya iş ekipmanlarında çalışanlar için hayati tehlike oluşturan bir husus tespit edildiğinde; bu tehlike giderilinceye kadar, hayati tehlikenin niteliği ve bu tehlikeden doğabilecek riskin etkileyebileceği alan ile çalışanlar dikkate alınarak, işyerinin bir bölümünde veya tamamında iş durdurulur. Ayrıca çok tehlikeli sınıfta yer alan maden, metal ve yapı işleri ile tehlikeli kimyasallarla çalışılan işlerin yapıldığı veya büyük endüstriyel kazaların olabileceği işyerlerinde, risk değerlendirmesi yapılmamış olması durumunda iş durdurulur.” hükmü mevcuttur.

Yine, kanunun 30/1. maddesinde ise, bilir. “İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çeşitli yönetmelikler” başlığı altında g fıkrasında “işyerlerinde işin durdurulması, hangi işlerde risk değerlendirmesi yapılmamış olması durumunda işin durdurulacağı, durdurma sebeplerini gidermek için mühürlerin geçici olarak kaldırılması, yeniden çalışmaya izin verilme şartları, çok tehlikeli işler sınıfında yer alan başta maden ve yapı olmak üzere işyerlerinde acil durdurmayı gerektiren hususlar, acil hâllerde işin durdurulmasına karar verilinceye kadar geçecek sürede alınacak tedbirlerin uygulanması.” hususlarının yönetmelikle düzenleneceği ifade edilmiştir. Bu konuda, İşyerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelik[17] yayımlanmıştır.

Aynı konuda, yasanın 24/3. maddesinde askeri işyerleriyle yurt güvenliği için gerekli maddeler üretilen işyerlerinin denetim ve teftişinin ayrıca düzenleneceği ifade edildiğinden yukarıda da bahsedilen Askeri İşyerleri Yönetmeliği yayımlanmıştır. Özel olarak belirtilecek farklar haricinde, Askeri İşyerleri Yönetmeliği hükümlerine tabi işyerlerindeki işin durdurulması faaliyetleri de İşin Durdurulması Yönetmeliği hükümlerine göre sürdürülecektir.

6331 sayılı Kanun’un 30/1-ğ maddesine göre ise, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ile müştereken, büyük endüstriyel kazaların önlenmesi ve etkilerinin azaltılması için alınacak tedbirler, büyük endüstriyel kaza oluşabilecek işyerlerinin belirlenmesi ve sınıflandırılması, yeni kurulacak veya halen faaliyette bulunan işyerleri için büyük kaza önleme politika belgesi veya güvenlik raporunun hazırlanması, incelenmesi, güvenlik raporu olmaması durumunda işin durdurulması veya işin devamına izin verilmesi ve büyük endüstriyel kazaların önlenmesi ve etkilerinin azaltılmasına ilişkin diğer hususlar.” yönetmeliğe konu olacaktır. Bu konuda, Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik yayımlanmıştır[18]. Çalışma konumuz kapsamında olmamakla birlikte, bu yönetmelikten de yer yer bahsedilecektir.

Sonuçta, işin durdurulması gerekçeleri, süreçleri ve kaldırılması üç ayrı yönetmelikte detaylıca düzenlenmiştir. Konu yönetmeliklerde belirtilen İl Müdürlüğü ifadeleri, Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü’nü ifade etmektedir.    

II. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ YÜKÜMLÜLÜKLERİNE AYKIRILIK HALİNDE İŞİN DURDURULMASI

Yukarıda bahsettiğimiz üzere, İSG’ne dair düzenlemeler mutlak emredici ve kamusal yükümlülükler sonucu doğan hususlardır. İSG hükümlerine aykırılığın, hem özel hukuk, hem de kamu hukuku anlamında neticeleri olmakta ve devlet re’sen işverene cezalar uygulayabilmektedir.

İşverenin genel olarak risk değerlendirmesi yapma, sağlık gözetimi yapma, denetleme, bilgilendirme, eğitim verme, çalışan temsilcisi görevlendirme, çalışanlarının görüşlerinin alınması ve İSG yönetimine katılımının sağlanması, İSG kurulu kurma, İSG koordinasyonunu sağlama, acil durumlarda gerekli şekilde davranma ve aslında kısaca gerekli her türlü önlemi alma yükümlülüğü vardır[19]. Bu yükümlülüklere aykırılığın çeşitli müeyyideleri vardır ve işin (nitelik ve tehlikeye göre, orantılılık ilkesine uygun olarak[20] kısmen veya tamamen) durdurulması müeyyidesi nitelik itibariyle işyerindeki ekonomik faaliyeti sona erdirdiğinden en ağır müeyyidelerden biridir.

Ağır olmasına rağmen, müeyyidedeki temel amaç işvereni cezalandırmaktan ziyade İSG kurallarının uyulmasına zorlamak ve iş kazası – meslek hastalıklarının ortaya çıkmasını önlemektir[21].

A. İşyerinde Tehlike Oluşturan Bir Durumun Meydana Gelmesi

İşin durdurulmasının ilk şartı, İSG Kanunu’nun 25/1. maddesinde belirtilen üzere işyerindeki bina ve eklentilerde, çalışma yöntem ve şekillerinde veya iş ekipmanlarında çalışanlar için hayati tehlike oluşturan bir hususun tespit edilmesidir. Bu tespitin yapılması halinde, bu tehlike giderilinceye kadar, hayati tehlikenin niteliği ve bu tehlikeden doğabilecek riskin etkileyebileceği alan ile çalışanlar dikkate alınarak, işyerinin bir bölümünde veya tamamında iş durdurulmalıdır.

Çalışmaktan kaçınma hakkından / işyerinin tahliyesinden farklı olarak, tehlikenin ciddi ve yakın olması aranmamaktadır. İş, hayati tehlike giderilinceye kadar bu tehlikenin niteliği ve tehlikeden doğabilecek riskin etkileyeceği alan ile çalışanlar dikkat alınarak kısmen ya da tamamen durdurulabilir[22]. Süre itibariyle, -tehlike giderilinceye kadar- olduğundan geçici bir tedbir söz konusudur.

Doktrinde, hayati tehlike kavramının amaçsal yorum doğrultusunda geniş olarak yorumlanması gerektiği ve tehlike riskinin açık olması halinde dahi durdurulmaya karar verilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Bu kapsamda, uzun vadeli mesleki risklerde de bu müeyyidenin uygulanması gerektiğini belirten yazarlar mevcuttur[23].

Bunlara ek olarak, bilhassa maden kazaları sebebiyle İSG Kanunu’nun 25/7. fıkrasında düzenleme yapılmış ve “çok tehlikeli sınıfta yer alan ve ihale ile alınan işlerde; teknolojik gelişme, iş gücü kapasitesinin artırılması, üretim metotlarında yenilik gibi bir kısım unsurlar sağlanmadan üretim ve/veya imalat planlarına, iş programlarına aykırı hareket edilerek üretim zorlaması nedeniyle hayati tehlike oluşturacak şekilde çalışma biçimleri, işin durdurulma sebebi sayılır” denilmiştir. Bu düzenlemedeki koşulların gerçekleşmesi ihtimalinde, hayati tehlike karine olarak kabul edilmiştir.

B. Risk Değerlendirmesinin Yapılmamış Olması

Tehlike unsurundan farklı olarak, İSG kanunu ile belirli sektörlerde zorunluluk olarak getirilen risk değerlendirmesi yapılması yükümlülüğüne aykırılık halinde işin durdurulması gerekliliği ifade edilmiştir.

Bu minvalde, çok tehlikeli sınıfta yer alan maden, metal ve yapı işleri ile tehlikeli kimyasallarla çalışılan işlerin yapıldığı veya büyük endüstriyel kazaların olabileceği işyerlerinde, risk değerlendirmesi yapılmamış olması durumunda -tehlike şartı aranmaksızın, zaten iş çok tehlikeli sınıfta olduğundan- iş durdurulacaktır.

Büyük Endüstriyel Kazaların Olabileceği işyerleri, Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik[24] kapsamına giren işyerleri olarak tanımlanmıştır.

Maden işleri İşkolları Yönetmeliği’ne[25] göre madencilik ve taş ocakları işkolunda olup, 6331 sayılı kanunun 9. maddesi uyarınca çıkarılan İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği’ne[26] göre çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde yapılan işleri şeklinde tanımlanmıştır.

Metal işleri, İşkolları Yönetmeliği’ne göre metal işkolunda olup, İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği’ne göre çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde yapılan işleri şeklinde tanımlanmıştır.

İnşaat işleri, İşkolları Yönetmeliği’ne göre inşaat işkolunda olup, İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği’ne göre çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde yapılan işleri şeklinde tanımlanmıştır.

Tehlikeli kimyasallarla çalışılan işlerin yapıldığı işyerleri İşkolları Yönetmeliği’ne göre petrol, kimya, lastik, plastik ve ilaç işkolunda olup İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği’ne göre çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde yapılan işleri şeklinde tanımlanmıştır.

Bu işyerlerinde, risk değerlendirmesi yapılmaması -karine olarak tehlike varsayıldığından- işin durdurulmasına gerekçe olacaktır. Bu tür işyerlerinde, risk değerlendirmesi yapılmamasının işin durdurulması yaptırımına bağlanmış olması, bir taraftan olası iş kazalarının önlenmesini, diğer taraftan işverenlerin de konuya daha fazla önem vermelerini sağlayabilecektir[27]. Bu hüküm ile, kanun koyucu tarafından işverenlerin risk analizi yaptırmalarının ne kadar önemli olduğu ve birçok iş kazasının önlenmesinde hayati bir rol oynadığı vurgulanmıştır[28].

C. İşin Durdurulmasına Karar Verecek Olan Merciler

Yukarıda belirtilen işin durdurulması gerekçeleri, işyerlerini İSG yönünden teftişe yetkili iş müfettişi tarafından tespit edildiği takdirde müfettişçe durumu belirtir bir rapor düzenlenir ve en geç tespitin yapıldığı tarihin ertesi günü ilgili heyete verilmek üzere Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı gönderilir. Bu rapor, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Yönetmeliği’nin[29] 47/3. maddesine göre idari tedbir raporu niteliğindedir. İş müfettişlerinin sayısı itibariyle re’sen incelemenin güç olduğu, ihbar üzerine iş müfettişlerinin harekete geçerek inceleme yapması ihtimalinin daha yüksek olduğu belirtilmelidir[30].

Askeri İşyerleri bazındaki denetim ise askeri iş müfettişleri tarafından yapılacaktır. Bu müfettişler, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı müfettişleri ile aynı yetki ve sorumluluklara tabidir ve Milli Savunma Bakanlığı’na bağlıdırlar.

Diğer Askeri İşyerleri ile Yurt Güvenliği İçin Gerekli Maddeler Üretilen İşyerleri ise -Millî Savunma Bakanlığı’nca söz konusu askerî işyerlerinin teftişi için özel kimlik kartı verilmesi kaydı ile- Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı müfettişleri denetimine tabidir.

Belirtmek gerekir ki, Askeri İşyerleri Yönetmeliği hükümlerine tabi işyerlerindeki denetim ve teftiş saatleri çalışma saatleri içinde olmak ve milli güvenlik göz önüne alınarak bu işyerlerine ait kayıt ve belgeler her ne sebeple olursa olsun işyeri dışına çıkartılmadan işyerinde incelenmek durumundadır.

Raporda, durdurmayı gerektiren hususlara, alınması gereken tedbirlerin niteliğine ve yapılması gereken diğer iş ve işlemlere ayrıntılı olarak yer verilir. Tehlikenin hayati olması savı ve gerekçeleri konu raporda özellikle izah edilmelidir. Tehlikenin bir zarara yol açması aranmayacaktır[31].

İşin (orantılılık ilkesi doğrultusunda kısmen veya tamamen) durdurulması kararı, herhangi bir mahkeme kararına gerek olmaksızın aşağıdaki üzere heyet veya iş müfettişince verilebilmektedir. İşin durdurulması, nitelik itibariyle bir idari yaptırımdır.

Her ne kadar, iş yeri hekimi ve iş güvenliği uzmanları da işyerinde çalışanların hayatı ile ilgili ciddi, önlenemez ve acil olarak müdahale edilmesi gereken bir tehlike tespit ettiklerinde bu durumu derhal üst yönetime bildirip onaylarını alarak işin durdurulmasını sağlayabilecek iseler de; gerek ekonomik bağımlılık ve emir-talimat ilişkisi, gerekse üst yönetim onayı alınmasının menfaatler çatışması neticesinde neredeyse imkansız olması bu hükümleri uygulanabilir olmaktan uzaklaştırmaktadır. Lakin, işverenin tespiti dikkate almaması halinde bakanlığa ihbar hali iş müfettişlerince sürecin tetkiki ile 6331 sayılı kanunun 25. maddesi çerçevesinde bir sürecin başlatılmasını doğurabilecektir.

1.Teftişe Yetkili Üç İş Müfettişinden Oluşan Heyet

İşin durdurulması, herhangi bir mahkeme kararına gerek olmaksızın Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından görevlendirilen teftişe yetkili üç müfettişten oluşan heyet tarafından verilecek bir idari karar ile olacaktır. Mülga 4857 sayılı kanundaki düzenlemelerde kararı verecek heyetten işçi ve işveren temsilcisi ile bölge müdürü çıkartılmıştır[32]. Bu durumun işçinin yönetime katılma ilkesine aykırı olduğu ifade edilmiştir.

Askeri işyerlerinde, İş Teftiş Kurulu Başkanlığına verilen görevler Askerî İş Teftiş Kurulu Başkanlığınca yerine getirilir ve işin bir bölümünü veya tamamını durdurma kararı vermeye yetkili heyet İSG yönünden teftişe yetkili askerî iş müfettişlerinden oluşturulur.

Diğer askeri işyerleri ile yurt güvenliği için gerekli maddeler üretilen işyerlerinde yapılacak denetimler neticesinde işin bir bölümünü veya tamamını durdurma kararı vermeye yetkili heyet üyelerinden biri İSG yönünden teftişe yetkili askerî iş müfettişleri arasından seçilmelidir. Ayrıca, diğer askeri işyerlerinde işin durdurulması için karar almaya yetkili heyet içerisinde yer alan (askeri iş müfettişi dışındaki) heyet üyelerinin Millî Savunma Bakanlığı’nca söz konusu askerî işyerlerinin teftişi için özel kimlik kartı verilen müfettişlerden olmaları gerekmektedir.

Kurul başkanlığı, heyete başkanlık edecek müfettişi belirleyecek ve birden fazla heyet oluşturabilecektir. Heyetteki müfettişlerden biri, fiilen sahada denetimi gerçekleştiren işyerlerini İSG yönünden teftişe yetkili iş müfettişi de olabilecektir; buna herhangi engel yoktur. Mülga 4857 sayılı İş Kanunu döneminde heyetteki müfettişlerden biri işyerini denetleyen ve denetim sonucu işin durdurulmasını / işyerinin kapatılmasını teklif eden iş müfettişi iken mevcutta herhangi bir zaruret yoktur[33].

Heyet, kendisine intikal eden raporlar üzerinde gerekli incelemeyi yaparak kararını müfettişin tespit tarihinden itibaren iki gün içerisinde verecektir. Karar, işin kısmen veya tamamen durdurulmasına ilişkin olabilecek olup tehlikenin niteliği ve büyüklüğüne göre orantılı bir yaptırım uygulanması gerektiği açıktır[34]. Gerekli görülmesi halinde, -lafzen, yerinde incelemenin istisna olduğu anlaşılmaktadır- işin durdurulması talebine konu işyerinde inceleme de yapabilecektir. Karar nisapları, oy çokluğu olarak belirlenmiştir.

Heyet, iş müfettişinin raporunda katılmadığı hususlar olması halinde kararı gerekçeli olarak yazacaktır. İşin durdurulması kararı verilmesi halinde rapor işleme konulacak, aksi bir karar olması halinde ise rapor işleme konulmadan kurul başkanlığına iletilecektir. İşin durdurulması müeyyidesi uygulanmamasına dair karara karşı raporu düzenleyen iş müfettişine herhangi bir itiraz hakkı tanınmamıştır[35].

Heyetin işyerinin bir bölümünde veya tamamında işin durdurulması kararı vermesi halinde karar, ilgili valiliğe ve işyeri dosyasının bulunduğu il müdürlüğüne bir gün içinde gönderilmelidir. Askeri işyerlerinde bu iş ve işlemler Milli Savunma Bakanlığı tarafından yürütülecektir.

2.İş Müfettişinin Durdurma Yetkisi

Yukarıda belirtilen üzere, kural olarak işin durdurulması kararını verme yetkisi teftişe yetkili üç iş müfettişten oluşan heyet tarafından verilmelidir.

Lakin, acil hallerde; çalışanların hayatı için tehlikeli olan husus, işin durdurulması kararının alınmasına kadar geçecek süre beklenmeden tedbir alınmasını gerektirecek nitelikte ise veya sınırlı sayıda belirtilen üzere maden işyerlerinde acil durdurmayı gerektiren durumlara ilişkin olarak belirtilen hususların varlığının tespiti halinde teftişi yapan müfettiş durumu kurul başkanlığına derhal bildirerek, heyet tarafından karar alınıncaya kadar geçerli olmak kaydıyla işin durdurulmasını ilgili mülki idare amirinden talep edebilecektir. Bu şekilde, acil müdahaleyi gerektirmeyen bir hayati tehlike mevcut olamayacağından her hayati tehlike ortaya çıktığında, bir iş müfettişinin tek başına işi durdurma kararı alabilmesi söz konusu olacaktır[36].

Maden işyerlerine ilişkin haller, İşyerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelik’in Ek-1 maddesinde sınırlı sayıda olmak üzere “Yeraltı kömür madenlerinde birinin durması halinde diğerinin derhal-otomatik olarak çalışacak durumda iki havalandırma grubunun bulunmaması”, “Yeraltı maden işyerlerinin hazırlık çalışmaları dışında en az iki yoldan yer üstü bağlantısı bulunmaması” ve “Yeraltı kömür madenlerinde havalandırma, su tahliyesi ve insan nakli için kullanılan sistemlerin çalıştırılabilmesi için birbirinden bağımsız iki ayrı enerji kaynağının bulunmaması, birinin durması halinde diğer kaynağın otomatik olarak devreye girmemesi” şeklinde ifade edilmiştir.

İş müfettişinin durdurma yetkisi, geçici ve aciliyet gerektiren haller içindir.

Bu ihtimalde de, müfettiş tarafından durdurmaya gerekçe olan hususlar ile alınması gereken tedbirlerin niteliğini, işyerinin fiziki ve teknik özellikleri ile yapılan işin niteliği doğrultusunda mühürlemenin usul ve esaslarını belirten rapor düzenlenmelidir. Raporun birer örneği en geç teftiş tarihini takip eden gün içerisinde ilgili mülki idare amirine verilmeli ve Kurul Başkanlığına gönderilmelidir.

Bu durdurma kararı akabinde iş müfettişi tarafından heyete gönderilen rapor akabinde, heyet tarafından genel usuller çerçevesinde gerekli inceleme yapılır ve karar verilir. Karar, ilgili mülki idare amirine ve işyeri dosyasının bulunduğu il müdürlüğüne bir gün içinde gönderilir ve kolluk kuvveti marifeti ile aynı gün yerine getirilecektir.

4857 sayılı kanunun İSG’ne ilişkin mülga hükümlerinde konu yetkinin düzenlenmemesine rağmen, yönetmelikle bu yetkinin tanınması sıkça eleştiri konusu olmakla; bu hususun kanunla düzenlenmesi isabetli olmuştur[37].

D. Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik Hükümlerine Göre İşin Durdurulması

6331 sayılı yasanın 29. maddesine göre, büyük endüstriyel kaza oluşabilecek işyerleri için, işletmeye başlanmadan önce işyerlerinin büyüklüğüne göre büyük kaza önleme politika belgesi veya güvenlik raporu işveren tarafından hazırlanır. Akabinde işverenlerin hazırladıkları güvenlik raporlarının içerik ve yeterlilikleri Bakanlıkça incelendikten sonra konu işyerleri işletmeye açılabilecektir.

Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik hükümlerine tabi işyerlerinde, -risk değerlendirmesinin yapılmaması ihtimali haricinde- işin durdurulması ayrıca düzenlenmiştir. Konu dışı olmakla birlikte, ilgili hususlar da özet olarak şu şekilde ifade edilebilecektir.

İlgili yönetmeliğin 23. maddesine göre, saha denetimlerinde çalışanlar için hayati tehlike oluşturan bir hususun tespit edilmesi durumunda, Aile, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kuruluşta iş tamamen veya kısmen durdurulacaktır.

Yine, üst seviyeli bir kuruluşun (yönetmelik ekindeki tehlikeli madde listelerinde veya eşik değerlere eşit/üzerinde tehlikeli madde bulunan kuruluşlarda) güvenlik raporunun olmaması, en fazla iki defa süre verilmesine rağmen formata dair uygunsuzlukların giderilmemesi, en fazla iki defa süre verilmesine rağmen giderilmemesi, eksik bilgilerin gönderilmemesi veya gönderilen bilgilerin eksik olması, güvenlik raporunun incelenmek üzere gönderilmemesi veya yetersiz bulunması durumlarında kuruluşun tamamında iş durdurulur.

Durdurma usulü, mülki idare amiri tarafından icra edilmesi, düzenlenecek tutanaklar, mühürlerin geçici olarak sökülmesi talebi, mühürlerin geçici olarak sökülmesi talebine karşılık verilebilecek kararlar ve işlemler, durdurma kararının kaldırılması ve usulü ilgili yönetmelikte detaylıca düzenlenmiştir. Konu yönetmelikte, verilen durdurma kararlarına adli merciler nezdinde itiraza dair bir düzenleme yoktur.

Bu kararlara karşı da, yasanın 25. maddesinde belirtilen üzere yetkili iş mahkemesine itiraz edilebileceği düşünülmektedir.

III. İŞİN DURDURULMASI KARARININ UYGULANMASI

İşin durdurulması kararı, mülki idare amirince uygulanmaktadır. Mülki idare amiri, illerde valiyi, büyükşehirler dâhil ilçelerde kaymakamı ifade etmektedir. Askeri işyerlerinde ise, ilgili hususlarda Milli Savunma Bakanlığı yetkilidir.

Heyet tarafından verilen işin durdurulması kararı, mülki idare amiri tarafından kolluk kuvvetleri marifetiyle 24 saat içinde yerine getirtilir. İşin durdurulması kararında belirtildiği şekilde, işyerinin bir bölümü veya tamamında iş durdurulur. Durdurma kararına ilişkin mühürleme işlemi mülki idare amirinin emriyle kolluk kuvvetleri marifetiyle gerçekleştirilir.

İş müfettişi tarafından verilen karar ile acil hallerde işin durdurulması durumunda,  mülki idare amirince kolluk kuvvetleri marifetiyle iş aynı gün, raporda belirtildiği şekilde, heyet tarafından karar alınıncaya kadar geçici olarak durdurulacaktır. Geçici durdurma kararı akabinde heyet tarafından karar verildikten sonra bu karar da bir gün içinde heyet tarafından işyeri dosyasının bulunduğu il müdürlüğüne gönderilecek ve kolluk kuvveti marifeti ile aynı gün yerine getirilecektir.

Niteliği bakımından sürekli olmasında teknik zorunluluk bulunan işlerin yürütüldüğü işyerlerinde alınacak durdurma kararlarında; faaliyetin devamlılığını veya işyerinin güvenliğini sağlamak üzere ve mühürlerin geçici sökülmesi kararının uygulanmasına kadar, hiçbir surette üretim veya satış yapmaksızın müfettişçe idari tedbir raporunda belirtilen işlerde çalışmasına izin verilecektir.

İşin durdurulması halinde, heyet veya mahkemece karar verilmeden işyerinde yeniden faaliyete başlanması mümkün değildir[38].

Her ihtimalde, konu işlemler ile ilgili tutanak düzenlenecek ve düzenlenen tutanağın bir nüshası işyeri dosyasına konulmak üzere ilgili il müdürlüğüne gönderilecektir.

Yasanın 25/8. maddesine göre işyerinde durdurulan işlerde izinsiz çalışma yaptıran işveren veya işveren vekillerine üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilecektir.

Yasanın yürürlük anında 26/1-l maddesinde “25’inci maddesinde belirtilen yükümlülüklere göre işyerinin bir bölümünde veya tamamında verilen durdurma kararına uymayarak durdurulan işi yönetmelikte belirtilen şartları yerine getirmeden devam ettiren işverene fiil başka bir suç oluştursa dahi onbin Türk Lirası idari para cezası verileceği” düzenlenmiş iken 6645 sayılı yasa ile yapılan değişiklikler neticesinde işin durdurulması kararına uymayan işverene verilecek idari para cezası kaldırılmış iken, yasanın 25/8. maddesi ile hapis cezası müeyyidesi (işveren vekillerini de kapsar şekilde) getirilmiştir.

IV. İŞİN DURDURULMASI KARARINA İTİRAZ SÜRECİ

İşin durdurulması kararı akabinde, işverenin önünde iki ayrı yol vardır. Bu yollar, mühürlerin geçici olarak sökülerek gerekli eksikliklerin giderilmesi ve akabinde işin durdurulması kararının kaldırılması yahut durdurma kararına itiraz edilmesi akabinde mahkeme kararı ile durdurma kararının kaldırılmasıdır.

A.Mühürlerin Geçici olarak Kaldırılması

İşveren, ilk olarak işin durdurulmasına sebep olan hususların giderilmesi yolunu seçebilir. Bu konudaki işlemlerin yerine getirilmesi için öncelikle mühürlerin geçici olarak sökülmesi ile ilgili talebini dilekçeyle ilgili il müdürlüğüne iletecektir. Durdurma kararına sebep olan hususlarda hayati tehlikenin giderilmesi için alınması gereken tedbirler, bu tedbirlerin alınması için yapılacak çalışmanın koordinasyonu, alınması gerekli iş ekipmanları, yapılacak çalışmaların süresi ve çalıştırılacak çalışan sayısı ve benzeri bilgilerin yer aldığı, işverenin taahhüdü ile hazırlanan bir dosya dilekçe ekinde, aynı zamanda bu dosyanın elektronik ortama aktarılmış hali il müdürlüğüne sunulmalıdır. İşverenin taahhüdü ve dilekçesi ıslak imzalı olacaktır. Durdurma kararına sebep olan husus risk değerlendirmesi eksikliğine ilişkin ise, işyerinde yapılacak risk değerlendirmesi hakkında iş ve işlemleri belirtir bilgiler dosyaya eklenir. Ayrıca durdurma kararına sebep olan husus üretim zorlaması nedeniyle hayati tehlike oluşturacak şekilde çalışma biçimleri kapsamında ise üretim zorlaması nedeniyle oluşan hayati tehlikenin ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalara ilişkin bilgi ve belgeler dosyaya eklenir.

İlgili il müdürlüğü işverenin talebini aynı gün elektronik ve benzeri ortamda sunulan eklerle beraber heyete iletilmek üzere İş Teftiş Kurulu Başkanlığına gönderecek, eksik evrak olması halinde başvuruyu almayarak durumu işverene bildirecektir.

Aynı işyeri için mühürlerin geçici olarak sökülmesi ve durdurma kararının kaldırılması taleplerinin aynı anda yapılması durumunda durdurma kararının kaldırılması talebi işleme konulmaz ve il müdürlüğü tarafından başvuru sahibine bildirilir.

Heyet, bu talebi -gerekli ise işverenden ek bilgi-belge de talep ederek- 2 gün içinde değerlendirip karar verecektir. Bu kararlar da, -mühürlerin geçici olarak kaldırılması kararı verilmesi halinde- mülki idare amiri vasıtasıyla kararın ulaşmasından itibaren 24 saat içerisinde icra edilecektir. Mülki idare amiri, mühürlerin geçici olarak söküldüğü süre sonunda işyerinin tekrar mühürlenmesini ve durdurma kararının uygulanmasına devam edilmesini kolluk kuvvetleri marifetiyle sağlayacaktır.

B. İşin Durdurulması Kararına İtiraz Edilmesi

Durdurma kararına karşı işverenin yerel iş mahkemesinde, bu kararın yerine getirildiği tarihten itibaren altı iş günü içinde itiraz hakkı vardır. Konu süre –6331 sayılı kanun öncesindeki doktrin görüşlerinde ifade edilen üzere[39]– hak düşürücü bir itiraz süresidir. Dolayısıyla, durdurma kararı yerine getirilmeden işverenin karara itiraz süresi başlamayacaktır[40]. Kararı haricen öğrenen veya karar kendisine tebliğ olmasına rağmen işi halihazırda durdurulmayan işverenin konu karara itirazı değerlendirilmelidir ve ekonomik menfaat açısından bakıldığında işin durdurulması kararının uygulanması beklenmemelidir.

İş mahkemesine itiraz işin durdurulması kararının uygulanmasını -aksi bir ihtiyati tedbir kararı olmadıkça- durdurmaz. Mahkeme itirazı öncelikle görüşür ve altı iş günü içinde karara bağlar. Kararlar kesindir. Konu sürenin düzenleyici bir süre olduğu ve hukuki dinlenilme hakkı yönünden bilirkişi raporu alınması halinde bu rapora karşı tarafların diyeceklerini bildirmeleri için süre ve imkan tanınması gerektiği kanun yararına bozma istemi üzerine Yargıtay tarafından verilen kararlarda ifade edilmiştir[41].

İş mahkemesinin işin durdurulması kararını yerinde bulması ve işverenin itirazını reddetmesi halinde işverenin tehlikeleri giderme veya işyerini kapatmasından başka çaresi kalmayacaktır[42].

C. Durdurma Kararının Kesin Olarak Heyetçe Kaldırılması

İşin durdurulmasına sebep olan hususları yerine getiren işveren, durdurma kararının kaldırılmasına ilişkin olarak ilgili il müdürlüğüne talepte bulunacak ve talebin ekinde durdurmaya sebep hususları gidermeye yönelik yapılan çalışmaları, alınan veya revize edilen iş ekipmanlarına ait bilgi, belge ve yeterlilik sertifikalarını, tedbirlerin alındığı bölgelerin fotoğraflarını ve işyeri risk değerlendirmesini sunacaktır. Bu talep / bilgi belge hem fiziki, hem de elektronik ortamda sunulmalıdır. İl müdürlüğü talebi aynı gün Kurul’a iletecektir. Eksik evrak bulunması halinde, başvuru il müdürlüğü tarafından işleme alınmadan işverene bildirilecektir.

Aynı işyeri için mühürlerin geçici olarak sökülmesi ve durdurma kararının kaldırılması taleplerinin aynı anda yapılması durumunda durdurma kararının kaldırılması talebi işleme konulmaz ve il müdürlüğü tarafından başvuru sahibine bildirilir.

İşverenin bildirimi üzerine müfettiş tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen raporda, durdurma kararına neden olan hususların giderildiğinin belirtilmesi halinde, heyet tarafından gerekli inceleme yapılır ve bildirimin yapıldığı tarihten itibaren en geç 7 gün içerisinde karar verilir. Öğretide, 7 günlük sürenin uzunluğu ve ciddi bir ekonomik kayba sebebiyet verebileceği gerekçesi ile sürenin kısaltılması mütalaa edilmiştir[43]. Heyetin durdurmanın kaldırılmasına karar vermesi halinde karar, mülki idare amirine ve ilgili il müdürlüğüne bildirilir. Mülki idare amirince söz konusu kararın gereği kendisine intikalinden itibaren 24 saat içerisinde kolluk kuvvetleri marifetiyle yerine getirtilir. Talebin reddi halinde ise karar işverene tebliğ edilecektir.

İş mahkemelerinin işin durdurulması kararlarının kaldırılmasına dair kararları, uygulanmak üzere, il müdürlüğünce mülki idare amirine intikal ettirilir. Mülki idare amirinin emriyle kolluk kuvvetleri marifetiyle işyeri açılır. Konu hususta herhangi bir azami süre bulunmaması eleştiriye açıktır ve işveren açısından ciddi mali külfet doğurabilecektir.

Duruma ilişkin tutanaklar il müdürlüğüne intikal ettirilerek işyeri dosyasında saklanır.

V. İŞİN DURDURULMASININ SONUÇLARI

İşveren, işin durdurulması sebebiyle işsiz kalan çalışanlara ücretlerini ödemekle veya ücretlerinde bir düşüklük olmamak üzere meslek veya durumlarına göre –elbette iş kısmen durduruldu ise veya tamamen durdurma halinde işverenin başka bir işyeri de varsa- başka bir iş vermekle yükümlüdür.  İşin durdurulması halinde işverence çalışanlara iş verilmemesi de fesih olarak yorumlanamayacaktır. İşin durdurulması, işveren açısından haklı nedenle fesih gerekçesi yaratmaz, ancak ihbarlı fesih yoluna gidilebilir[44]. İşverene, yükümlülükleri devam etmekle birlikte seçimlik hak tanınmıştır. İdare tarafından işverene uygulanan yaptırımda çalışanların kusurunun olmaması, bu düzenlemenin en temel sebebidir[45]. İşveren, bu yükümlülüklerini yerine getirdiği müddetçe iş zaten durdurulup tehlike sözkonusu olmadığından çalışanın çalışmaktan kaçınma hakkı veya haklı nedenle iş akdini fesih hakkı yoktur[46].

Bu düzenleme ile, işin durdurulması halinde çalışan ile işveren arasındaki iş sözleşmesinin devam ettiği ve taraflar arasındaki akdi borçların da varlığını sürdüreceği sonucu çıkmaktadır. Çalışan işgörme borcunu ifaya hazır olmasına rağmen, işverenin ona iş verememesi alacaklı temerrüdünü oluşturacak ve sürekli borç ilişkisi mevcudiyeti neticesinde işverenin ücret ödeme borcu tahakkuk etmeye devam edecektir[47].

Bu doğrultuda, çalışanın ücretinin düşürülmesi, ödenmemesi veya durumuna uygun olmayan işler verilmesi halinde çalışanın İş Kanunu’nun 24. maddesine göre haklı sebeple derhal fesih hakkı doğabilecektir. Ayrıca, İş Kanunu’nun 22. Maddesi de çalışan tarafından değerlendirilebilecektir. Çalışan, ücretinde düşüklük olmaması, durumuna uygun olması ve esaslı değişiklik yaşatmaması kaydı ile işverenin kendisine sunduğu yeni işini kabul etmekle mükelleftir[48]. Bu, çalışanın sadakat borcunun da bir gereğidir.

Bu yükümlülüklere aykırılık halinde, 6331 sayılı yasanın 26/1-l maddesine göre işverene ihlale uğrayan her bir çalışan için bin Türk Lirası, aykırılığın devam ettiği her ay için aynı miktar idari para cezası uygulanacaktır. İlgili ceza tutarı maktu olarak belirlendiğinden, Kabahatler Kanunu’nun[49] 17/7. maddesine göre her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacaktır. 2018 yılı için 1.253 TL olarak belirlenmiştir. Bu cezalarda yasanın 25/4. maddesi gereğince çalışan sayısı /tehlike sınıfına göre herhangi bir arttırım uygulanmayacaktır.

İdari para cezasında, fail işveren olacağı gibi 6331 sayılı kanunun 3/2. Maddesine göre işveren vekilleri de olabilecektir. İşveren vekili açısından fail olabilmek için işveren vekilinin işvereni temsil alanının suçu oluşturan eylemi kapsaması gereklidir[50]. Bu para cezası, 6331 sayılı kanunun 26/2. Maddesine göre Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından verilecektir. İdari yaptırım kararı detaylıca, Kabahatler Kanunu’nun 25. Maddesinde belirtilen şekilde hazırlanan tutanakla tevsik edilecektir, kanun yolu gösterilecek ve imzadan imtina olması halinde bu da şerh edilerek Tebligat Kanunu[51] hükümlerine göre tebliğ edilecektir.

Konu para cezalarına, Kabahatler Kanunu hükümleri (m. 3 ve 27) gereğince tebliğ veya tefhim tarihinden itibaren on beş gün içinde Sulh Ceza Hakimliği nezdinde itiraz edilebilecektir. İtiraz, idari yaptırım kararının idarece icrasını durdurmayacaktır. Mücbir sebebin varlığı dolayısıyla bu sürenin geçirilmiş olması halinde bu sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde karara karşı başvuruda bulunulabilir. İnceleme, Kabahatler Kanunu’nun 28. Maddesine göre yapılacak, burada verilen karara karşı -3.000,00 TL’lik kesinlik sınırı üzerinde bir ceza var ise- 7 gün içinde CMK[52] hükümlerine göre itiraz edilebilecektir. Konu cezaların tahsili ve zamanaşımı bir Kabahatler Kanunu incelemesi olacağından ilgili hususlar işbu çalışmada incelenmemiştir.

Asıl işveren – alt işveren ilişkisinin mevcut olması ihtimalinde ise, konu doktrinde ikili olarak değerlendirilmiştir. Eğer ki asıl işverenin işyerinde iş durdurulmuş ise, durumun alt işveren açısından (Çalışanlara meslek ve durumlarına uygun bir iş verilemiyor ise bu durum geçerlidir, aksi takdirde diğer işlerde çalıştırmalıdır[53].) İş Kanunu’nun 24.-25. maddesine göre bir zorlayıcı sebep teşkil ettiği değerlendirilmiştir ve zorlayıcı sebep müddetince 1 hafta süre ile yarın ücrete hak kazanan çalışanların bu süre sonrasında İş Kanunu’nun 40. maddesine göre iş akitlerinin askıya alınacağı değerlendirilmiştir. Askıdaki iş akdinin zorlayıcı sebepler neticesinde feshi mümkün olacaktır. Bir başka görüşe göre ise, asıl işverenin işyerinde iş durdurulduğunda işçiler alt işverenin kendi işyerinde çalışmalarına devam etmeli ve haklarında herhangi bir değişiklik olmamalıdır[54].

İş alt işverenin işyerinde durdurulur ise, yukarıdaki genel düzenleme çerçevesinde hareket edilecektir ve zorlayıcı sebep olma ihtimali değerlendirilmeyecektir.

Asıl işverenlik-alt işverenlik ilişkisinin mevcudiyeti halinde iki işveren arasında çalışana karşı müşterek-müteselsil sorumluluk hali doğacaktır.

Geçici iş ilişkisinin mevcudiyeti halinde ise, geçişi işverenin işyerinde işin durdurulması halinde geçici işveren çalışanlarını ücretinde bir düşüklük olmamak ve durumlarına uygun olmak kaydı ile başka işlerde çalıştırabileceği gibi –ki bu değişiklikler ayrıca geçici iş ilişkisi için verilen rızaya uygun işler olmalıdır-, sürekli işveren kendi işyerinde işçileri istihdam edebilecektir[55]. Sürekli işverenin işyerinde işin durdurulması halinde ise zaten çalışan, geçici işverenin işyerinde çalıştığı için durumunda herhangi bir etkilenme yaşanmayacaktır.

Belirtmek gerekir ki, idari para cezaları yönünden her fail kendi fiilinden sorumludur ve (hem geçici iş ilişkisi, hem de asıl işveren-alt işveren ilişkisi yönünden) müşterek-müteselsil sorumluluk bulunmamaktadır.

Belirtmek gerekir ki, işin durdurulması kararına esas vakıa ve fiiller temelde İSG Kanunu’na göre bir idari para cezası uygulanmasını gerektirebilir. Risk değerlendirmesi yapmama halinde 6331 sayılı yasanın 26/1-ç maddesine göre ve ilgili fiiller farklı idari para cezası teşkil eden maddelere giriyor ise bu maddelere göre ceza uygulanması gerekebilir. Fakat kanunun 25/4. maddesine göre işin durdurulması hâlinde, durdurmaya sebep olan fiilden dolayı ilgili idari para cezası uygulanmaz.

Bakanlıkça, tahsil edilen cezalar İSG ile ilgili eğitim ve araştırma-geliştirme projelerine ilişkin harcamalarda kullanılacaktır.

SONUÇ

            6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile, tüm bağımlı çalışma şekillerini kapsar şekilde ve yasa kapsamındaki kısıtlı istisnalar dışında kalan tüm işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için genel bir düzenleme yapılmıştır; proaktif olarak iş sağlığı ve güvenliğinin iş kazası veya meslek hastalığı meydana gelmeden önce önlenmesi hedeflenmiştir. 1475 sayılı yasa aksine, sadece yetkili makamdan izin almak suretiyle kurulan ve işletmeye başlanılabilecek işyerleri veya sadece 4857 sayılı yasa kapsamındaki işyerleri değil; tüm işyerleri İSG Kanunu dâhilindedir.

Bu düzenlemeler dâhilinde, işyerindeki bina ve eklentilerde, çalışma yöntem ve şekillerinde veya iş ekipmanlarında çalışanlar için –geniş olarak yorumlanacak şekilde-  hayati tehlike oluşturan bir husus tespit edildiğinde veya çok tehlikeli sınıfta yer alan maden, metal ve yapı işleri ile tehlikeli kimyasallarla çalışılan işlerin yapıldığı veya büyük endüstriyel kazaların olabileceği işyerlerinde risk değerlendirmesi yapılmamış olması hallerinde işyerinin bir bölümünde ya da tamamında bu tehlike giderilinceye kadar işin durdurulacağı düzenlenmiştir. Önceki mevzuatta bulunup kafa karışıklığı yaratan işyerinin kapatılması kavramı 6331 sayılı yasa ile terk edilmiştir.

            Askeri İşyerleri Yönetmeliği’nde çeşitli farklılıklar olmakla birlikte, genel olarak işyerinin durdurulmasına işyerlerini İSG yönünden teftişe yetkili iş müfettişinin raporuna göre bakanlık iş teftiş kurulu başkanlığı tarafından görevlendirilen teftişe yetkili üç iş müfettişinden oluşan heyetçe –kural olarak dosya üzerinden, gerek görülürse keşif yapılarak- karar verilecektir. Bu heyet kompozisyonunda, geçmiş düzenlemelerin aksine işçi-işveren-sendika temsilcileri yoktur, yine bu kurulda denetime bizzat katılan iş müfettişinin olması gibi bir zaruret yoktur.   Ayrıca,  işyerinde acil durdurmayı gerektiren hallerde iş müfettişi –heyet kararı beklenmeksizin- tedbiren kısmen veya tamamen işyerinde işi durdurabilecektir ve raporunu oluşturup iş teftiş kurulu vasıtasıyla heyete gönderecektir. Durdurma kararı, tehlike ve giderilmesi ile orantılı olmalı ve işin bir kısmında iş durdurulduğunda önlenebilecek olan riskler için işin tamamı durdurulmamalıdır.

            İşin durdurulması kararı, mülki idare amirince (kaymakam/vali) kolluk vasıtasıyla icra edilecektir. Durumu tevsik edici tutanaklar tutulup işyeri dosyasında saklanacaktır.

            İşveren, bu karar üzerine kararın icrasından itibaren yetkili iş mahkemesine itiraz edebilecektir ve/veya –süreçte yapacağı işlemleri ve bilgi/belgeleri sunarak- mühürlerin geçici olarak sökülmesi talebinde bulunup heyetçe verilecek karar sonrasında durdurma kararına esas eksiklikleri –üretim/satış vs. yapmaksızın- giderecektir ve bu kapsamda çalışması sonrası işyeri tekrardan mühürlenecektir.

            Mahkemece verilen kesin karar ile veya heyetin ilgili eksikliklerin giderilmesi üzerine vereceği karar sonucu durdurma kararı kaldırılacaktır.

            Durdurma sonucunda, çalışanların haklarında değişiklik olmayacaktır, -durdurulan işyerinde çalışılmayacak olmakla birlikte- çalışmaktan kaçınma hakları yoktur. Çalışanlar, koşullarının kötüleşmemesi / esaslı değişiklik yaratılmaması kaydı ile işverence başka işler verilerek çalıştırılabileceklerdir. İşverence iş verilmese dahi, çalışanların ücreti ödenecektir.

            İşin durdurulması kararına uymamak, işveren ve işveren vekilleri açısından bir suç teşkil edecektir. Bu suç dışında, işin durdurulması halinde durdurmaya konu fiiller açısından işverene para cezası uygulanmayacaktır. Lakin işverence işin durdurulması sonrası çalışanların ücretleri ödenmez ise çalışan/ay başına idari para cezası yaptırımı uygulanacaktır.

            Kanun koyucu, proaktif şekilde iş kazası ve meslek hastalıklarını önlemek için; İSG mevzuatını detaylı ve kapsayıcı olarak düzenlemiştir. Soma maden kazası sonrası, mevzuatta çeşitli değişiklikler de yapılmıştır. Neticede, işvereni cezalarla korkutma yerine, uyuma teşvik eden ve uyumsuzluk halinde müeyyide uygulayan her düzenlemenin İSG süreçlerinin gelişmesinde faydalı olacağı düşünülmektedir.

KAYNAKÇA

Alpagut, Gülsevil: ‘İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Tasarısında İşverenin Yükümlülükleri ve Risk Değerlendirmesi’, İşveren Dergisi, Mayıs-Haziran 2012.
Baycık, Gaye: ‘Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin Haklarında Yeni Düzenlemeler’, Ankara Barosu Dergisi, S. 2013/3, Ankara, 2013.
Caniklioğlu, Nurşen:  ‘İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun Tasarısına Göre İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri Hekimi İstihdamı’, İşveren Dergisi, Mayıs-Haziran 2012.
Centel, Tankut: ‘3.4.2012 Tarihli İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Tasarısında İş Sağlığı ve Güvenliği Denetim Sistemi ve Yaptırımlar’, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun Tasarısı Semineri, Ankara: TİSK Yayın No: 322, 2012.
Ekmekçi, Ömer: 4857 sayılı İş Kanununa Göre İş Sağlığı ve Güvenliği Konusunda İşyeri Örgütlenmesi, İstanbul, 2005.
Ekonomi, Münir: İşyerinin Kapatılması’, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku, Türk Milli Komitesi 30. Yıl Armağanı, Ankara, 2006.
Gönül Balkır, Zehra: ‘İş Sağlığı ve Güvenliği Hakkının Korunması’, İş Sağlığı ve Güvenliği Organizasyonu, Sosyal Güvenlik Hukuku Dergisi, S:2012/I.
Kabakçı, Mahmut: ‘İş Sağlığı ve Güvenliğinin Hukuk Sistemindeki Yeri’, TBB Dergisi, Ankara, 2009 (URL: http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2010-86-583).
Kılkış, İlknur: ‘İş Sağlığı ve Güvenliğinde Yeni Dönem: 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (İSGK)’, “İş, Güç” Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları Dergisi, C.15, S.1, Ocak 2013 (URL: http://dergipark.gov.tr/download/article-file/235263).
Kılıçoğlu, Mustafa: 4857 sayılı İş Kanunu Yorumu ve Yargıtay Uygulaması, İstanbul, 2005.
Köseoğlu, Ali Cengiz: ‘İş Sağlığı ve Güvenliği Nedeniyle İdarece İşin Durdurulması ve İşyerinin Kapatılması’, “İş, Güç” Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları Dergisi, C.7, S.1, Ocak 2005.
Köseoğlu, Ali Cengiz: İşyerinin Kapanmasının İş Sözleşmelerine Etkisi, İstanbul, Beta Yayınevi, 2004.
Mollamahmutoğlu, Hamdi, Astarlı, Muhittin, Baysal, Ulaş: İş Hukuku, 6.B., Ankara, Turhan Kitabevi, 2014.
Öztekin, Selmin Burcu:  ‘İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Yükümlülüklere Aykırılık Halinde İşin Durdurulması, TBB Dergisi, Ankara, 2017 (URL: http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2017-133-1711).
Sarıbay Öztürk, Gizem: İş Sağlığı ve Güvenliği Yükümlülüklerini İhlalin Hukuki Sonuçları, İstanbul, Marmara Üniversitesi SBE Doktora Tezi, 2013.
Sümer, Haluk Hadi: İş Sağlığı ve Güvenliği Hukuku, 1. B., Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2017.
Süzek, Sarper: İş Güvenliği Hukuku, Ankara, Savaş Yayınları, 1985.
Şahin Emir, Asiye: İşyerinde Tehlike Halinde Alınması Gereken Önlemlerin Hukuki Çerçevesi, 1. B., İzmir, Seçkin Yayınları, 2015.
Urhanoğlu Cengiz, İştar: ‘İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Yükümlülüklerine Aykırı Davranışının Yaptırımı Olarak İşin Durdurulması veya Kapatılması’, Sarper Süzek’e Armağan, C.2, İstanbul, Beta Yayınları, 2011.

[1] 09.11.1982 tarih, 17863 (mükerrer) sayılı R.G:’de yayımlanan 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası.

[2] 30.06.2012 tarih, 28339 sayılı R.G.’de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu.

[3] 10.06.2003 tarih, 25134 sayılı R.G:’de yayımlanan 4857 sayılı İş Kanunu.

[4] 01.09.1971 tarih, 13943 sayılı R.G.’de yayımlanan 1475 sayılı mülga İş Kanunu.

[5] Gönül Balkır, Zehra, ‘İş Sağlığı ve Güvenliği Hakkının Korunması’, İş Sağlığı ve Güvenliği Organizasyonu, Sosyal Güvenlik Hukuku Dergisi, S:2012/I, s. 58.

[6] 20.06.1952 tarih, 8140 sayılı R.G.’de yayımlanan 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun

[7] 29.04.1967 tarih, 12586 sayılı R.G.’de yayımlanan 854 sayılı Deniz İş Kanunu.

[8] Öztekin, Selmin Burcu, ‘İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Yükümlülüklere Aykırılık Halinde İşin Durdurulması, TBB Dergisi, Ankara, 2017, s. 652. (URL: http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2017-133-1711)

[9] Caniklioğlu, Nurşen, ‘İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun Tasarısına Göre İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri Hekimi İstihdamı’, İşveren Dergisi, Mayıs-Haziran 2012, s., 104.

[10] Alpagut, Gülsevil, ‘İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Tasarısında İşverenin Yükümlülükleri ve Risk Değerlendirmesi’, İşveren Dergisi, Mayıs-Haziran 2012, s., 100.

[11] Sarıbay Öztürk, Gizem, İş Sağlığı ve Güvenliği Yükümlülüklerini İhlalin Hukuki Sonuçları, İstanbul, Marmara Üniversitesi SBE Doktora Tezi, 2013, s. 430.

[12] Öztekin, a.g.m., s. 654.

[13] Kabakçı, Mahmut, ‘İş Sağlığı ve Güvenliğinin Hukuk Sistemindeki Yeri’, TBB Dergisi, Ankara, 2009, s. 253. (URL: http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2010-86-583)

[14] Urhanoğlu Cengiz, İştar, ‘İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Yükümlülüklerine Aykırı Davranışının Yaptırımı Olarak İşin Durdurulması veya Kapatılması’, Sarper Süzek’e Armağan, C.2, İstanbul, Beta Yayınları, 2011, s. 1962.

[15] 11.07.2014 tarih, 19116 (mükerrer) sayılı R.G.’de yayımlanan İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun.

[16] 16.08.2013 tarihli 28737 sayılı R.G.’de yayımlanan Askeri İşyerleri İle Yurt Güvenliği İçin Gerekli Maddeler Üretilen İşyerlerinin Denetimi, Teftişi ve Bu İşyerlerinde İşin Durdurulması Hakkında Yönetmelik. (Askeri İşyerleri Yönetmeliği)

[17] 30.03.2013 tarihli 28603 sayılı R.G.’de yayımlanan İşyerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelik. (İşin Durdurulması Yönetmeliği)

[18] 30.12.2013 tarihli 28867 mükerrer sayılı R.G.’de yayımlanan Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik.

[19] Öztekin, a.g.m., s. 656.

[20] Süzek, Sarper, İş Güvenliği Hukuku, Ankara, Savaş Yayınları, 1985, s. 253.

[21] Şahin Emir, Asiye, İşyerinde Tehlike Halinde Alınması Gereken Önlemlerin Hukuki Çerçevesi, 1. B., İzmir, Seçkin Yayınları, 2015, s. 183.

[22] Öztekin, a.g.m., s. 659.

[23] Şahin Emir, a.g.e., s. 186.

[24] 30.12.2013 tarihli ve 28867 (mükerrer) sayılı R.G.’de yayımlanan Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik.

[25] 9.12.2012 tarihli ve 28502 sayılı R.G.’de yayımlanan İşkolları Yönetmeliği.

[26] 26.12.2012 tarihli ve 28509 sayılı R.G.’de yayımlanan İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği.

[27] Kılkış, İlknur, ‘İş Sağlığı ve Güvenliğinde Yeni Dönem: 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (İSGK)’, “İş, Güç” Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları Dergisi, C.15, S.1, Ocak 2013, s. 32. (URL: http://dergipark.gov.tr/download/article-file/235263)

[28] Şahin Emir, a.g.e., s. 178.

[29] 31.12.2012 tarih, 28453 sayılı R.G.’de yayımlanan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Yönetmeliği.

[30] Öztekin, a.g.m., s. 663.

[31] Sarıbay Öztürk, a.g.e., s. 283.

[32] Sarıbay Öztürk, a.g.e., s. 293.

[33] Sarıbay Öztürk, a.e., s. 295.

[34] Öztekin, a.g.m., s. 664.

[35] Sarıbay Öztürk, a.g.e., s. 302.

[36] Centel, Tankut, ‘3.4.2012 Tarihli İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Tasarısında İş Sağlığı ve Güvenliği Denetim Sistemi ve Yaptırımlar’, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun Tasarısı Semineri, Ankara: TİSK Yayın No: 322, 2012, s. 59-60.

[37] Sarıbay Öztürk, a.g.e., s. 318.

[38] Köseoğlu, Ali Cengiz, ‘İş Sağlığı ve Güvenliği Nedeniyle İdarece İşin Durdurulması ve İşyerinin Kapatılması’, “İş, Güç” Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları Dergisi, C.7, S.1, Ocak 2005, s. 17.

[39] Kılıçoğlu, Mustafa, 4857 sayılı İş Kanunu Yorumu ve Yargıtay Uygulaması, İstanbul, 2005, s. 588.

[40] Mollamahmutoğlu, Hamdi, Astarlı, Muhittin, Baysal, Ulaş, İş Hukuku, 6.B., Ankara, Turhan Kitabevi, 2014, s. 1386.

[41] Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2016/32510 E., 2016/17954 K., 01.11.2016 T. sayılı kararı.

[42] Ekonomi, Münir, ‘İşyerinin Kapatılması’, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku, Türk Milli Komitesi 30. Yıl Armağanı, Ankara, 2006, s. 444.

[43] Baycık, Gaye, ‘Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin Haklarında Yeni Düzenlemeler’, Ankara Barosu Dergisi, S. 2013/3, Ankara, 2013, s. 127.

[44] Şahin Emir, a.g.e., s. 184.

[45] Köseoğlu, Ali Cengiz, İşyerinin Kapanmasının İş Sözleşmelerine Etkisi, İstanbul, Beta Yayınevi, 2004, s. 226.

[46] Sarıbay Öztürk, a.g.e., s. 229-230.

[47] Öztekin, a.g.m., s. 668.

[48] Şahin Emir, a.g.e., s. 194.

[49] 31.03.2015 tarih, 25772 (mükerrer) sayılı R.G.’de yayımlanan 5326 sayılı Kabahatler Kanunu.

[50] Ekmekçi, Ömer, 4857 sayılı İş Kanununa Göre İş Sağlığı ve Güvenliği Konusunda İşyeri Örgütlenmesi, İstanbul, 2005, s. 172-173. 

[51] 19.02.1959 tarih, 10139 sayılı R.G.’de yayımlanan 7201 sayılı Tebligat Kanunu.

[52] 17.12.2004 tarih, 25673 sayılı R.G.’de yayımlanan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.

[53] Sümer, Haluk Hadi, İş Sağlığı ve Güvenliği Hukuku, 1. B., Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2017, s. 245.

[54] Sarıbay Öztürk, a.g.e., s. 314.

[55] Sarıbay Öztürk, a.g.e., s. 315.