İÇİNDEKİLER.. i
KISALTMALAR
LİSTESİ ii
GİRİŞ. 1
I. İŞ
SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNE İLİŞKİN DÜZENLEMELER.. 4
A. 6331 Sayılı Kanunun Kapsamı 6
B. İşyeri, Çalışan Ve İşveren Kavramları 8
C. 6331 Sayılı Kanunun İşin Durdurulmasına Dair İkincil
Düzenlemeleri 9
II. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ YÜKÜMLÜLÜKLERİNE AYKIRILIK
HALİNDE İŞİN DURDURULMASI 11
A. İşyerinde Tehlike Oluşturan Bir Durumun Meydana
Gelmesi 11
B. Risk Değerlendirmesinin Yapılmamış Olması 12
C. İşin Durdurulmasına Karar Verecek Olan Merciler 14
2.İş Müfettişinin Durdurma Yetkisi 17
D. Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin
Azaltılması Hakkında Yönetmelik Hükümlerine Göre İşin Durdurulması 19
III. İŞİN
DURDURULMASI KARARININ UYGULANMASI 21
IV. İŞİN
DURDURULMASI KARARINA İTİRAZ SÜRECİ 23
A.Mühürlerin Geçici olarak Kaldırılması 23
B. İşin Durdurulması Kararına İtiraz Edilmesi 24
C. Durdurma Kararının Kesin Olarak Heyetçe Kaldırılması 25
V. İŞİN
DURDURULMASININ SONUÇLARI 27
SONUÇ.. 31
KAYNAKÇA.. 33
a.e. :Aynı
Eser
a.g.e. :Adı
Geçen Eser
a.g.m. :Adı
Geçen Makale
B. :Bası
BM :Birleşmiş
Milletler
C. :Cilt
CMK :Ceza
Muhakemesi Kanunu
E. :Esas
ILO :Uluslararası
Çalışma Örgütü
İSG :İş
Sağlığı ve Güvenliği
K. :Karar
m. :Madde
s. :Sayfa
S. :Sayı
SBE :Sosyal
Bilimler Enstitüsü
T. :Tarih
TBB :Türkiye
Barolar Birliği
vd. :Ve Diğer
Y. :Yıl
Teknolojideki gelişim neticesinde,
seri üretim yaygınlaşmış ve neredeyse üretimin tamamı makine temelli yapılmaya
başlamıştır. Seri üretim, makineleşme ve üretim alanlarındaki sağlık
koşullarının konu gelişme ile paralel olarak optimize edilmemesi sonucunda
birçok iş kazası ve meslek hastalığı yaşanmış olup, proaktif şekilde önlem
almanın gereği kanun koyucularca da görülmüştür.
Çalışma hayatı; çalışma şartları,
sosyal güvenlik, mesleki eğitim ve İSG gibi birçok alandan oluşmaktadır ve
ekonomi ile sosyal hayatı büyük ölçüde etkilemektedir. Nitekim Anayasa’nın[1]
49. maddesi ve devamı hükümlerinde Çalışma İle İlgili Hükümler ayrık olarak
düzenlenmiştir.
Bu düzenlemelere bakıldığında, “çalışanların hayat seviyesinin
yükselmesi” ve “çalışma hayatının gelişerek
çalışanların ve işsizlerin korunması”, “kimsenin yaşına, cinsiyetine veya
gücüne uymayan işlerde çalıştırılamayacağı”, “küçükler ve kadınlar ile bedeni
ve ruhi yetersizliği olanların çalışma şartları bakımından özel olarak korunacağı” ve “dinlenmenin çalışanlar için bir hak olduğu” Anayasa’da açıkça
düzenlenmiştir. Yine, BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, BM Ekonomik,
Sosyal ve Kültürel Haklar Anlaşması, Avrupa Sosyal Şartı da benzer düzenlemeler
yapmıştır.
Benzer gereklerin gözetildiği 6331
sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu[2],
30.06.2012 tarihinde 28339 sayılı R.G.’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu şekilde, hukukumuzda önceden
temelde 4857 sayılı İş Kanunu’nun[3]
Beşinci Bölüm’ünde 77-89. maddeler arasında düzenlenen (İSG ile ilgili 63, 69, 95, 105 gibi başkaca mülga maddeler de olmakla
birlikte) İSG hükümleri yürürlükten kaldırılmış ve İSG kendi kanununda ILO
Sözleşmelerine uygun olarak düzenlenmiştir.
İş Kanunu’nun temel prensipleri
gereğince, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamak işverenin
asli yükümlülüklerindendir. İSG’ye dair düzenlemeler –kapsam ve kavram
farklılıkları olmakla birlikte- , 6331 sayılı kanun öncesinde 4857 sayılı kanun
(ve daha öncesinde mülga 1475 sayılı İş Kanunu[4]–
kapsamında yapılmakta iken, 6331 sayılı kanun ile detaylı bir şekilde İSG’ye
ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.
Bir işin icrası esnasında işten
kaynaklanan tüm risklere karşı işyeri, işveren sıfatı vs. hallere bakılmaksızın
çalışanların korunması, sağlık ve güvenliklerinin sağlanması gerektiği açıktır.
Sağlık ve güvenlik, normatif hükümlerin yanında, iyileştirici ve geliştirici
bir yaklaşımla sağlanabilecektir. Neticede, iş kazası veya meslek hastalığı
meydana geldikten sonra işvereni cezalandırmak, sadece caydırıcı etkiyi doğuracak
olup esas olanın ve kanun koyucunun amacının olumsuz sonuçlar meydana gelmeden
önce önlem almak ve işyeri, çalışan sayısı veya iş kolu irdelenmeksizin
çalışanları korumak olması gerektiği açıktır.
Bu kapsamda, işyeri tasarımı,
ekipmanlar, çalışma şekli, üretim metotlarının optimize edilmesi gerektiği
açıktır. Bir kaza, ancak gerçekleşmeden önce önlenebilir. Kaza gerçekleştikten,
halk deyişi ile testi kırıldıktan sonra ise ancak müeyyide durumu
tartışılabilir.
Bu proaktif yaklaşım doğrultusunda,
işyerindeki bina ve eklentilerde, çalışma yöntem ve şekillerinde veya iş
ekipmanlarında çalışanlar için hayati tehlike oluşturan bir husus tespit
edildiğinde; bu tehlike giderilinceye kadar, hayati tehlikenin niteliği ve bu
tehlikeden doğabilecek riskin etkileyebileceği alan ile çalışanlar dikkate
alınarak, işyerinin bir bölümünde veya tamamında işin durdurulması gerektiği
açıktır. Ayrıca çok tehlikeli
sınıfta yer alan maden, metal ve yapı işleri ile tehlikeli kimyasallarla
çalışılan işlerin yapıldığı veya büyük endüstriyel kazaların olabileceği
işyerlerinde, risk değerlendirmesi yapılmamış olması durumunda konu risklerin
varlığı karine olarak kabul edilmiş ve tehlikenin var olup olmadığı
sorgulanmaksızın işin durdurulacağı 6331 sayılı kanunun 25. maddesinde
düzenlenmiştir.
Bu
çalışmamızda, İSG’ne ilişkin düzenlemeler değerlendirilmiş, kanun kapsamı ve
tanımları irdelenmiş, 6331 sayılı kanunun 25. maddesindeki işin durdurulması
kurumu ikincil mevzuat ile birlikte değerlendirilmiş, işin durdurulması kararının
alınması, uygulanması, itiraz süreci ve kaldırılması değerlendirilerek
çalışmamız sona erdirilmiştir.
Çalışanların
sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışmalarına ilişkin ihtiyaçları çok öncelere
dayanmasına rağmen iş güvenliğinin sosyal bir ihtiyaç olarak kabulü çok
eskilere dayanmamaktadır.[5]
Ülkemiz, kabul ettiği 155 ve 161 sayılı ILO Sözleşmeleri ile konu ile ilgili
asgari düzenlemeler yapma yükümü altına girmiştir.
1475
sayılı mülga İş Kanunu’nun 75. maddesine göre, sadece yetkili makamdan izin
almak suretiyle kurulan ve işletmeye başlanılabilecek (işyeri kurma izni veya işletme belgesi alınması gereken işyerleri) işyerlerinde
işin durdurulması veya işyerinin kapatılması müeyyideleri uygulanabilmekte idi.
Bu
kapsamda, 4857 sayılı İş Kanunu ile AB ve İLO normları dikkate alınarak
işyerinde İSG’ne ilişkin asgari standartlar belirlenmiştir. Bu kanun ile işin
durdurulması veya işyerinin kapatılması müeyyidesinin uygulanabilmesi sadece
yetkili makamdan izin almak suretiyle kurulan ve işlemeye başlayan işyerleri
dışında genel olarak düzenlenmiş ve 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi tüm işyerleri
için uygulanabilir hale getirilmiştir. Tabii olarak, 4857 sayılı kanun kapsamı
-işçiler, çırak ve stajyerler- dışında olan (Basın Mesleğinde Çalışanlarla
Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun[6]
ve Deniz İş Kanunu[7]) ve
bağımlı çalışan kimseler bu kanunla düzenlenmiş olan asgari standartlardan
faydalanamamıştır.
6331
sayılı kanun ile, 4857 sayılı İş Kanunu’nun İSG’ne ilişkin hükümleri
yürürlükten kaldırılmıştır ve İSG konusu müstakil bir kanunla düzenlenerek tüm
bağımlı çalışanlar için kapsayıcı hale getirilmiştir[8].
Doktrinde her ne kadar iş kolu / çalışan sayısı ve çalışma koşullarındaki
farklılığa dair normatif düzenlemeler dikkate alınmadan İSG konusunun tek bir
mevzuata tabi tutulması[9]
ve işverenlere kademe olmaksızın yükümlülükler getirmesi[10]
eleştirilse de kanımızca iş koluna dair düzenlemeler ikincil düzenlemeler ile
yapıldığı gibi, çalışan sayısına ve normatif hükümlerdeki çalışma koşulları
farklılıklarına göre kanun ile işverene getirilen İSG yükümlülüklerinin esnek
veya katı uygulanması da ikincil düzenlemeler ile yapılabilecektir. Yine, 6331
sayılı kanun ile geçmiş mevzuattaki (esasında aynı sonuçları doğuran ve yer yer
işin durdurulması mı, işyerinin kapatılması mı gerektiği hususunda kafa
karışıklığı yaratabilecek) işyerinin kapatılması ifadesinden vazgeçilmiş ve
kavram salt işin durdurulması olarak düzenlenmiştir. Sonuçta, lafzen
bakıldığında işyerinin kapatılması 6331 sayılı kanun döneminde mümkün değildir[11].
6331
sayılı kanundaki İSG düzenlemeleri, çalışanların sağlık ve güvenliklerinin
-sosyal devlet ilkesi altında devlet gözetiminde- korunmasını hedeflemektedir.
Buradaki yükümlülük ise, işverenlere yükletilmiştir. Ayrıca, yaşam hakkı da İSG
düzenlemeleri ile birebir ilintilidir. Bu yükümlülüklere karşılık, işverenin
İSG yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde -işin durdurulması halinde 6331
sayılı kanunun 13/5. maddesine göre çalışmaktan kaçınma hakkına dair hükümler
uygulanmayacak olmakla ve kaçınma hakkı kullanılamayacak olmakla birlikte-
çalışanlara çalışmaktan kaçınma hakkı ve haklı nedenle fesih hakkı
getirilmiştir. Ayrıca, devlet de İSG yükümlülüklerini yerine getirmeyen
işverenlere müeyyide uygulayacağını ifade etmiştir.
Özel
hukuka ilişkin düzenlemeler mutlak emredici, nispi emredici veya düzenleyici
hükümler olabilmektedir. İSG’nin sağlanması, mevzuat dışında sadece iş akdi – işgörme
ilişkisi bazında değerlendirildiğinde, işçi (çalışan) -işveren ilişkisindeki
işverenin iş gören çalışanını gözetme ve koruma borcu altında değerlendirilebilecektir[12].
Genel olarak İş Kanunu’nda yer alan düzenlemelere bakıldığında, bu
düzenlemelerin çoğu mutlak emredici hükümler olarak nitelendirilebilir. İSG’ne
ilişkin hükümler ise, kamusal nitelikler içermektedir ve genel olarak kamu
hukukundan doğan mutlak emredici yükümlülüklerdir. Bunun temel nedeni de,
taraflar arasındaki akdi ilişki içeriğindeki bir kısım hak ve yükümlülükler
değil, çalışanın varlığı ve yaşamı ile sonuçta çalışma barışı korunmaya
çalışılmaktadır[13].
Sonuçta,
ilgili düzenlemelerin –özel hukuka dair sonuçları da olmakla birlikte- kamu
hukuku kapsamında yapıldığı sonucuna varılmaktadır[14].
Bu yükümlülükler, işçi (çalışan) -işveren arasında birer akdi edim olmaktan
ziyade mutlak olarak uyulması gereken kamusal yükümlülüklerdir. İSG kurallarına
uyum, devletin denetimi altındadır. Sosyal devlet ilkesi ve yaşam hakkı
doğrultusunda, herhangi bir ihbara gerek olmaksızın devlet bu kuralların
denetimini yapmakta ve zarar varlığını aramadan işverene müeyyide
uygulayabilmektedir. Bunlara ek olarak, işbu başlık altında 6331 sayılı kanunun
kapsamı ve işyeri, çalışan ve işveren kavramları ile 6331 sayılı kanunun
ikincil düzenlemeleri değerlendirilecektir.
6331
sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun kişi ve konu yönünden
kapsamı, 2. maddesinde 1. fıkrada “kamu
ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri
ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm
çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır” denilmekle ifade
edilmiş; 2. fıkrada ise istisnalar belirtilmiştir.
İlgili istisnalar, “Fabrika, bakım merkezi, dikimevi ve
benzeri işyerlerindekiler hariç Türk Silahlı Kuvvetleri, genel kolluk
kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığının faaliyetleri”, “Afet
ve acil durum birimlerinin müdahale faaliyetleri”, “Ev hizmetleri”, “Çalışan
istihdam etmeksizin kendi nam ve hesabına mal ve hizmet üretimi yapanlar” ve
“Hükümlü ve tutuklulara yönelik infaz
hizmetleri sırasında, iyileştirme kapsamında yapılan iş yurdu, eğitim, güvenlik
ve meslek edindirme faaliyetleri” olarak ifade edilmiştir. Her ne kadar
yasa yürürlüğe girdikten sonra 6552 sayılı yasanın[15]
15. maddesi ile istisnalar arasına “Denizyolu
taşımacılığı yapan araçların uluslararası seyrüsefer hâlleri” eklense de,
bu düzenleme Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa ve uluslararası sözleşmeler
ile zorunlu kılınan İSG’ne ilişkin korumalardan yararlanmama sonucu
doğurduğundan 2014/177 E., 2015/49 K., 14.05.2015 T. sayılı karar ile iptal
edilmiştir.
Neticede, kolluk-istihbaratın
kendine özgü faaliyetleri, normal hayat ve faaliyeti durduran veya kesintiye
uğratan ve acil müdahaleyi gerektiren durumlar ile toplumun tamamı veya belli
kesimleri için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplar doğuran olaylara sivillerin
korunması-kurtarılması amacıyla müdahalelerde bulunan çalışanların faaliyetleri
İSG düzenlemelerinden istisna olarak kabul edilmiştir. Yine, ceza ve
tutukevlerinde yapılan eğitim-öğretim-meslek edindirme faaliyetleri ile kendi
nam-hesabına çalışanlar (yani esasında bağımlı olarak işgörme ilişkisi
dâhilinde çalışan-işveren ilişkisi kurulmayan yerler) ile niteliği gereği
tehlikesiz olup tam bir emir-talimat-bağımlılık ilişkisinin olmadığı ev
hizmetleri 6331 sayılı kanun kapsamı dışında bırakılmıştır.
Belirtmek gerekir ki, 6331 sayılı
kanun kapsamı dışında kalan işyerlerinde işverenin çalışanı gözetme ve koruma
yükümü ayrıca devam etmekle; kanun kapsamına göre olan durum işverenin
yükümlülüklerini değiştirmeyecektir.
Sonuçta, kanun işverenlerce çalıştırılan
ve istisnalar dâhilinde olmayan her işyerinde uygulanacak olup; 6331 sayılı kanunun
kapsamı bu şekilde ifade edilebilecektir. Kanun ile kamu-özel sektör ayrımı,
işyerindeki çalışan sayısı, işyeri türü ve işyerinin açılmasında izin-ruhsat
istenip istenmediği gözetilmeksizin bütün işyerinde sağlıklı ve güvenli çalışma
ortamlarının oluşturulması gözetilmiştir.
6331 sayılı kanuna göre “işyeri”
kavramı incelendiğinde, kanunun 3/1-h maddesinde işyeri “Mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi olan ve olmayan unsurlar ile
çalışanın birlikte örgütlendiği, işverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet
ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen
işyerine bağlı yerler ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma,
muayene ve bakım, beden ve mesleki eğitim yerleri ve avlu gibi diğer eklentiler
ve araçları da içeren organizasyon” şeklinde tanımlanmıştır.
Genel işyeri tanımına ek olarak,
Askeri İşyerleri İle Yurt Güvenliği İçin Gerekli Maddeler Üretilen İşyerlerinin
Denetimi, Teftişi ve Bu İşyerlerinde İşin Durdurulması Hakkında Yönetmelik[16]
hükümlerine göre Askeri İşyerleri “Millî
Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı (Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri
Komutanlığı) ve İçişleri Bakanlığı (Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil
Güvenlik Komutanlığı) tarafından doğrudan doğruya işletilen işyerleri”,
Diğer Askeri İşyerleri “ikili veya çok
taraflı uluslararası anlaşmalar ile Türkiye’de kurulan işyerleri”, Yurt
Güvenliği İçin Gerekli Maddeler Üretilen İşyerleri ise “29/6/2004 tarihli ve 5201 sayılı Harp Araç ve Gereçleri ile Silâh,
Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında
Kanunun 4 üncü maddesine göre tespit ve ilan edilen denetime tabi harp araç ve
gereçleri ile silah, mühimmat ve bunlara ait yedek parçalar ve patlayıcı
maddeler üreten işyerlerinden askeri işyerleri ve diğer askeri işyerleri
tanımları dışında kalan işyerleri” olarak tanımlanmıştır.
6331 sayılı kanunun 3/1-b maddesinde,
çalışan kavramı “Kendi özel
kanunlarındaki statülerine bakılmaksızın kamu veya özel işyerlerinde istihdam
edilen gerçek kişi” şeklinde ifade edilmiştir.
Yine, işveren ise aynı kanunun 3/1-ğ
maddesinde “Çalışan istihdam eden gerçek
veya tüzel kişi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar” şeklinde
tanımlanmış olup kanunun 3/2. maddesinde işveren adına hareket eden, işin ve
işyerinin yönetiminde görev alan işveren vekillerinin Kanun’un uygulanması
bakımından işveren sayılacağı belirtilmiştir.
6331
sayılı kanunun 25/1. maddesinde, “işyerindeki
bina ve eklentilerde, çalışma yöntem ve şekillerinde veya iş ekipmanlarında
çalışanlar için hayati tehlike oluşturan bir husus tespit edildiğinde; bu
tehlike giderilinceye kadar, hayati tehlikenin niteliği ve bu tehlikeden
doğabilecek riskin etkileyebileceği alan ile çalışanlar dikkate alınarak,
işyerinin bir bölümünde veya tamamında iş durdurulur. Ayrıca çok tehlikeli
sınıfta yer alan maden, metal ve yapı işleri ile tehlikeli kimyasallarla
çalışılan işlerin yapıldığı veya büyük endüstriyel kazaların olabileceği
işyerlerinde, risk değerlendirmesi yapılmamış olması durumunda iş durdurulur.”
hükmü mevcuttur.
Yine,
kanunun 30/1. maddesinde ise, bilir. “İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili
çeşitli yönetmelikler” başlığı altında g fıkrasında “işyerlerinde işin durdurulması, hangi işlerde risk değerlendirmesi
yapılmamış olması durumunda işin durdurulacağı, durdurma sebeplerini gidermek
için mühürlerin geçici olarak kaldırılması, yeniden çalışmaya izin verilme
şartları, çok tehlikeli işler sınıfında yer alan başta maden ve yapı olmak
üzere işyerlerinde acil durdurmayı gerektiren hususlar, acil hâllerde işin
durdurulmasına karar verilinceye kadar geçecek sürede alınacak tedbirlerin
uygulanması.” hususlarının yönetmelikle düzenleneceği ifade edilmiştir. Bu
konuda, İşyerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelik[17]
yayımlanmıştır.
Aynı
konuda, yasanın 24/3. maddesinde askeri işyerleriyle yurt güvenliği için
gerekli maddeler üretilen işyerlerinin denetim ve teftişinin ayrıca
düzenleneceği ifade edildiğinden yukarıda da bahsedilen Askeri İşyerleri
Yönetmeliği yayımlanmıştır. Özel olarak belirtilecek farklar haricinde, Askeri
İşyerleri Yönetmeliği hükümlerine tabi işyerlerindeki işin durdurulması
faaliyetleri de İşin Durdurulması Yönetmeliği hükümlerine göre sürdürülecektir.
6331
sayılı Kanun’un 30/1-ğ maddesine göre ise, “Çevre
ve Şehircilik Bakanlığı ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ile
müştereken, büyük endüstriyel kazaların önlenmesi ve etkilerinin azaltılması
için alınacak tedbirler, büyük endüstriyel kaza oluşabilecek işyerlerinin
belirlenmesi ve sınıflandırılması, yeni kurulacak veya halen faaliyette bulunan
işyerleri için büyük kaza önleme politika belgesi veya güvenlik raporunun
hazırlanması, incelenmesi, güvenlik raporu olmaması durumunda işin durdurulması
veya işin devamına izin verilmesi ve büyük endüstriyel kazaların önlenmesi ve
etkilerinin azaltılmasına ilişkin diğer hususlar.” yönetmeliğe konu
olacaktır. Bu konuda, Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin
Azaltılması Hakkında Yönetmelik yayımlanmıştır[18].
Çalışma konumuz kapsamında olmamakla birlikte, bu yönetmelikten de yer yer
bahsedilecektir.
Sonuçta,
işin durdurulması gerekçeleri, süreçleri ve kaldırılması üç ayrı yönetmelikte
detaylıca düzenlenmiştir. Konu yönetmeliklerde belirtilen İl Müdürlüğü
ifadeleri, Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü’nü ifade etmektedir.
Yukarıda
bahsettiğimiz üzere, İSG’ne dair düzenlemeler mutlak emredici ve kamusal
yükümlülükler sonucu doğan hususlardır. İSG hükümlerine aykırılığın, hem özel
hukuk, hem de kamu hukuku anlamında neticeleri olmakta ve devlet re’sen
işverene cezalar uygulayabilmektedir.
İşverenin
genel olarak risk değerlendirmesi yapma, sağlık gözetimi yapma, denetleme,
bilgilendirme, eğitim verme, çalışan temsilcisi görevlendirme, çalışanlarının
görüşlerinin alınması ve İSG yönetimine katılımının sağlanması, İSG kurulu
kurma, İSG koordinasyonunu sağlama, acil durumlarda gerekli şekilde davranma ve
aslında kısaca gerekli her türlü önlemi alma yükümlülüğü vardır[19].
Bu yükümlülüklere aykırılığın çeşitli müeyyideleri vardır ve işin (nitelik ve
tehlikeye göre, orantılılık ilkesine uygun olarak[20]
kısmen veya tamamen) durdurulması müeyyidesi nitelik itibariyle işyerindeki
ekonomik faaliyeti sona erdirdiğinden en ağır müeyyidelerden biridir.
Ağır
olmasına rağmen, müeyyidedeki temel amaç işvereni cezalandırmaktan ziyade İSG
kurallarının uyulmasına zorlamak ve iş kazası – meslek hastalıklarının ortaya
çıkmasını önlemektir[21].
İşin
durdurulmasının ilk şartı, İSG Kanunu’nun 25/1. maddesinde belirtilen üzere
işyerindeki bina ve eklentilerde, çalışma yöntem ve şekillerinde veya iş
ekipmanlarında çalışanlar için hayati tehlike oluşturan bir hususun tespit
edilmesidir. Bu tespitin yapılması halinde, bu tehlike giderilinceye kadar,
hayati tehlikenin niteliği ve bu tehlikeden doğabilecek riskin etkileyebileceği
alan ile çalışanlar dikkate alınarak, işyerinin bir bölümünde veya tamamında iş
durdurulmalıdır.
Çalışmaktan
kaçınma hakkından / işyerinin tahliyesinden farklı olarak, tehlikenin ciddi ve
yakın olması aranmamaktadır. İş, hayati tehlike giderilinceye kadar bu
tehlikenin niteliği ve tehlikeden doğabilecek riskin etkileyeceği alan ile
çalışanlar dikkat alınarak kısmen ya da tamamen durdurulabilir[22].
Süre itibariyle, -tehlike giderilinceye kadar- olduğundan geçici bir tedbir söz
konusudur.
Doktrinde,
hayati tehlike kavramının amaçsal yorum doğrultusunda geniş olarak yorumlanması
gerektiği ve tehlike riskinin açık olması halinde dahi durdurulmaya karar
verilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Bu kapsamda, uzun vadeli mesleki
risklerde de bu müeyyidenin uygulanması gerektiğini belirten yazarlar mevcuttur[23].
Bunlara
ek olarak, bilhassa maden kazaları sebebiyle İSG Kanunu’nun 25/7. fıkrasında
düzenleme yapılmış ve “çok tehlikeli
sınıfta yer alan ve ihale ile alınan işlerde; teknolojik gelişme, iş gücü
kapasitesinin artırılması, üretim metotlarında yenilik gibi bir kısım unsurlar
sağlanmadan üretim ve/veya imalat planlarına, iş programlarına aykırı hareket
edilerek üretim zorlaması nedeniyle hayati tehlike oluşturacak şekilde çalışma
biçimleri, işin durdurulma sebebi sayılır” denilmiştir. Bu düzenlemedeki
koşulların gerçekleşmesi ihtimalinde, hayati tehlike karine olarak kabul
edilmiştir.
Tehlike
unsurundan farklı olarak, İSG kanunu ile belirli sektörlerde zorunluluk olarak
getirilen risk değerlendirmesi yapılması yükümlülüğüne aykırılık halinde işin
durdurulması gerekliliği ifade edilmiştir.
Bu
minvalde, çok tehlikeli sınıfta yer alan maden, metal ve yapı işleri ile
tehlikeli kimyasallarla çalışılan işlerin yapıldığı veya büyük endüstriyel
kazaların olabileceği işyerlerinde, risk değerlendirmesi yapılmamış olması
durumunda -tehlike şartı aranmaksızın, zaten iş çok tehlikeli sınıfta
olduğundan- iş durdurulacaktır.
Büyük
Endüstriyel Kazaların Olabileceği işyerleri, Büyük Endüstriyel Kazaların
Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik[24]
kapsamına giren işyerleri olarak tanımlanmıştır.
Maden
işleri İşkolları Yönetmeliği’ne[25]
göre madencilik ve taş ocakları işkolunda olup, 6331 sayılı kanunun 9. maddesi
uyarınca çıkarılan İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları
Tebliği’ne[26] göre
çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde yapılan işleri şeklinde
tanımlanmıştır.
Metal
işleri, İşkolları Yönetmeliği’ne göre metal işkolunda olup, İş Sağlığı ve
Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği’ne göre çok tehlikeli
sınıfta yer alan işyerlerinde yapılan işleri şeklinde tanımlanmıştır.
İnşaat
işleri, İşkolları Yönetmeliği’ne göre inşaat işkolunda olup, İş Sağlığı ve
Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği’ne göre çok tehlikeli
sınıfta yer alan işyerlerinde yapılan işleri şeklinde tanımlanmıştır.
Tehlikeli
kimyasallarla çalışılan işlerin yapıldığı işyerleri İşkolları Yönetmeliği’ne
göre petrol, kimya, lastik, plastik ve ilaç işkolunda olup İş Sağlığı ve
Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği’ne göre çok tehlikeli
sınıfta yer alan işyerlerinde yapılan işleri şeklinde tanımlanmıştır.
Bu
işyerlerinde, risk değerlendirmesi yapılmaması -karine olarak tehlike
varsayıldığından- işin durdurulmasına gerekçe olacaktır. Bu tür işyerlerinde,
risk değerlendirmesi yapılmamasının işin durdurulması yaptırımına bağlanmış
olması, bir taraftan olası iş kazalarının önlenmesini, diğer taraftan
işverenlerin de konuya daha fazla önem vermelerini sağlayabilecektir[27].
Bu hüküm ile, kanun koyucu tarafından işverenlerin risk analizi yaptırmalarının
ne kadar önemli olduğu ve birçok iş kazasının önlenmesinde hayati bir rol
oynadığı vurgulanmıştır[28].
Yukarıda
belirtilen işin durdurulması gerekçeleri, işyerlerini İSG yönünden teftişe
yetkili iş müfettişi tarafından tespit edildiği takdirde müfettişçe durumu
belirtir bir rapor düzenlenir ve en geç tespitin yapıldığı tarihin ertesi günü
ilgili heyete verilmek üzere Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İş
Teftiş Kurulu Başkanlığı gönderilir. Bu rapor, Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Yönetmeliği’nin[29]
47/3. maddesine göre idari tedbir raporu niteliğindedir. İş müfettişlerinin
sayısı itibariyle re’sen incelemenin güç olduğu, ihbar üzerine iş
müfettişlerinin harekete geçerek inceleme yapması ihtimalinin daha yüksek
olduğu belirtilmelidir[30].
Askeri
İşyerleri bazındaki denetim ise askeri iş müfettişleri tarafından yapılacaktır.
Bu müfettişler, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı müfettişleri ile
aynı yetki ve sorumluluklara tabidir ve Milli Savunma Bakanlığı’na bağlıdırlar.
Diğer
Askeri İşyerleri ile Yurt Güvenliği İçin Gerekli Maddeler Üretilen İşyerleri
ise -Millî Savunma Bakanlığı’nca söz konusu askerî işyerlerinin teftişi için
özel kimlik kartı verilmesi kaydı ile- Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler
Bakanlığı müfettişleri denetimine tabidir.
Belirtmek
gerekir ki, Askeri İşyerleri Yönetmeliği hükümlerine tabi işyerlerindeki
denetim ve teftiş saatleri çalışma saatleri içinde olmak ve milli güvenlik göz
önüne alınarak bu işyerlerine ait kayıt ve belgeler her ne sebeple olursa olsun
işyeri dışına çıkartılmadan işyerinde incelenmek durumundadır.
Raporda,
durdurmayı gerektiren hususlara, alınması gereken tedbirlerin niteliğine ve
yapılması gereken diğer iş ve işlemlere ayrıntılı olarak yer verilir.
Tehlikenin hayati olması savı ve gerekçeleri konu raporda özellikle izah
edilmelidir. Tehlikenin bir zarara yol açması aranmayacaktır[31].
İşin
(orantılılık ilkesi doğrultusunda kısmen veya tamamen) durdurulması kararı,
herhangi bir mahkeme kararına gerek olmaksızın aşağıdaki üzere heyet veya iş
müfettişince verilebilmektedir. İşin durdurulması, nitelik itibariyle bir idari
yaptırımdır.
Her
ne kadar, iş yeri hekimi ve iş güvenliği uzmanları da işyerinde çalışanların
hayatı ile ilgili ciddi, önlenemez ve acil olarak müdahale edilmesi gereken bir
tehlike tespit ettiklerinde bu durumu derhal üst yönetime bildirip onaylarını
alarak işin durdurulmasını sağlayabilecek iseler de; gerek ekonomik bağımlılık
ve emir-talimat ilişkisi, gerekse üst yönetim onayı alınmasının menfaatler
çatışması neticesinde neredeyse imkansız olması bu hükümleri uygulanabilir olmaktan
uzaklaştırmaktadır. Lakin, işverenin tespiti dikkate almaması halinde bakanlığa
ihbar hali iş müfettişlerince sürecin tetkiki ile 6331 sayılı kanunun 25.
maddesi çerçevesinde bir sürecin başlatılmasını doğurabilecektir.
1.Teftişe
Yetkili Üç İş Müfettişinden Oluşan Heyet
İşin
durdurulması, herhangi bir mahkeme kararına gerek olmaksızın Aile, Çalışma ve
Sosyal Hizmetler Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından
görevlendirilen teftişe yetkili üç müfettişten oluşan heyet tarafından
verilecek bir idari karar ile olacaktır. Mülga 4857 sayılı kanundaki
düzenlemelerde kararı verecek heyetten işçi ve işveren temsilcisi ile bölge
müdürü çıkartılmıştır[32].
Bu durumun işçinin yönetime katılma ilkesine aykırı olduğu ifade edilmiştir.
Askeri
işyerlerinde, İş Teftiş Kurulu Başkanlığına verilen görevler Askerî İş Teftiş
Kurulu Başkanlığınca yerine getirilir ve işin bir bölümünü veya tamamını
durdurma kararı vermeye yetkili heyet İSG yönünden teftişe yetkili askerî iş
müfettişlerinden oluşturulur.
Diğer
askeri işyerleri ile yurt güvenliği için gerekli maddeler üretilen işyerlerinde
yapılacak denetimler neticesinde işin bir bölümünü veya tamamını durdurma
kararı vermeye yetkili heyet üyelerinden biri İSG yönünden teftişe yetkili
askerî iş müfettişleri arasından seçilmelidir. Ayrıca, diğer askeri
işyerlerinde işin durdurulması için karar almaya yetkili heyet içerisinde yer
alan (askeri iş müfettişi dışındaki) heyet üyelerinin Millî Savunma
Bakanlığı’nca söz konusu askerî işyerlerinin teftişi için özel kimlik kartı
verilen müfettişlerden olmaları gerekmektedir.
Kurul
başkanlığı, heyete başkanlık edecek müfettişi belirleyecek ve birden fazla
heyet oluşturabilecektir. Heyetteki müfettişlerden biri, fiilen sahada denetimi
gerçekleştiren işyerlerini İSG yönünden teftişe yetkili iş müfettişi de
olabilecektir; buna herhangi engel yoktur. Mülga 4857 sayılı İş Kanunu
döneminde heyetteki müfettişlerden biri işyerini denetleyen ve denetim sonucu
işin durdurulmasını / işyerinin kapatılmasını teklif eden iş müfettişi iken
mevcutta herhangi bir zaruret yoktur[33].
Heyet,
kendisine intikal eden raporlar üzerinde gerekli incelemeyi yaparak kararını
müfettişin tespit tarihinden itibaren iki gün içerisinde verecektir. Karar,
işin kısmen veya tamamen durdurulmasına ilişkin olabilecek olup tehlikenin
niteliği ve büyüklüğüne göre orantılı bir yaptırım uygulanması gerektiği
açıktır[34].
Gerekli görülmesi halinde, -lafzen, yerinde incelemenin istisna olduğu
anlaşılmaktadır- işin durdurulması talebine konu işyerinde inceleme de
yapabilecektir. Karar nisapları, oy çokluğu olarak belirlenmiştir.
Heyet,
iş müfettişinin raporunda katılmadığı hususlar olması halinde kararı gerekçeli
olarak yazacaktır. İşin durdurulması kararı verilmesi halinde rapor işleme
konulacak, aksi bir karar olması halinde ise rapor işleme konulmadan kurul
başkanlığına iletilecektir. İşin durdurulması müeyyidesi uygulanmamasına dair
karara karşı raporu düzenleyen iş müfettişine herhangi bir itiraz hakkı
tanınmamıştır[35].
Heyetin
işyerinin bir bölümünde veya tamamında işin durdurulması kararı vermesi halinde
karar, ilgili valiliğe ve işyeri dosyasının bulunduğu il müdürlüğüne bir gün
içinde gönderilmelidir. Askeri işyerlerinde bu iş ve işlemler Milli Savunma
Bakanlığı tarafından yürütülecektir.
Yukarıda
belirtilen üzere, kural olarak işin durdurulması kararını verme yetkisi teftişe
yetkili üç iş müfettişten oluşan heyet tarafından verilmelidir.
Lakin,
acil hallerde; çalışanların hayatı için tehlikeli olan husus, işin durdurulması
kararının alınmasına kadar geçecek süre beklenmeden tedbir alınmasını
gerektirecek nitelikte ise veya sınırlı sayıda belirtilen üzere maden
işyerlerinde acil durdurmayı gerektiren durumlara ilişkin olarak belirtilen
hususların varlığının tespiti halinde teftişi yapan müfettiş durumu kurul
başkanlığına derhal bildirerek, heyet tarafından karar alınıncaya kadar geçerli
olmak kaydıyla işin durdurulmasını ilgili mülki idare amirinden talep
edebilecektir. Bu şekilde, acil müdahaleyi gerektirmeyen bir hayati tehlike
mevcut olamayacağından her hayati tehlike ortaya çıktığında, bir iş
müfettişinin tek başına işi durdurma kararı alabilmesi söz konusu olacaktır[36].
Maden
işyerlerine ilişkin haller, İşyerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelik’in
Ek-1 maddesinde sınırlı sayıda olmak üzere “Yeraltı kömür madenlerinde birinin
durması halinde diğerinin derhal-otomatik olarak çalışacak durumda iki
havalandırma grubunun bulunmaması”, “Yeraltı maden işyerlerinin hazırlık
çalışmaları dışında en az iki yoldan yer üstü bağlantısı bulunmaması” ve
“Yeraltı kömür madenlerinde havalandırma, su tahliyesi ve insan nakli için
kullanılan sistemlerin çalıştırılabilmesi için birbirinden bağımsız iki ayrı
enerji kaynağının bulunmaması, birinin durması halinde diğer kaynağın otomatik
olarak devreye girmemesi” şeklinde ifade edilmiştir.
İş
müfettişinin durdurma yetkisi, geçici ve aciliyet gerektiren haller içindir.
Bu
ihtimalde de, müfettiş tarafından durdurmaya gerekçe olan hususlar ile alınması
gereken tedbirlerin niteliğini, işyerinin fiziki ve teknik özellikleri ile
yapılan işin niteliği doğrultusunda mühürlemenin usul ve esaslarını belirten
rapor düzenlenmelidir. Raporun birer örneği en geç teftiş tarihini takip eden
gün içerisinde ilgili mülki idare amirine verilmeli ve Kurul Başkanlığına
gönderilmelidir.
Bu
durdurma kararı akabinde iş müfettişi tarafından heyete gönderilen rapor
akabinde, heyet tarafından genel usuller çerçevesinde gerekli inceleme yapılır
ve karar verilir. Karar, ilgili mülki idare amirine ve işyeri dosyasının
bulunduğu il müdürlüğüne bir gün içinde gönderilir ve kolluk kuvveti marifeti
ile aynı gün yerine getirilecektir.
4857
sayılı kanunun İSG’ne ilişkin mülga hükümlerinde konu yetkinin düzenlenmemesine
rağmen, yönetmelikle bu yetkinin tanınması sıkça eleştiri konusu olmakla; bu
hususun kanunla düzenlenmesi isabetli olmuştur[37].
6331
sayılı yasanın 29. maddesine göre, büyük endüstriyel kaza oluşabilecek işyerleri
için, işletmeye başlanmadan önce işyerlerinin büyüklüğüne göre büyük kaza
önleme politika belgesi veya güvenlik raporu işveren tarafından hazırlanır.
Akabinde işverenlerin hazırladıkları güvenlik raporlarının içerik ve
yeterlilikleri Bakanlıkça incelendikten sonra konu işyerleri işletmeye
açılabilecektir.
Büyük
Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik
hükümlerine tabi işyerlerinde, -risk değerlendirmesinin yapılmaması ihtimali
haricinde- işin durdurulması ayrıca düzenlenmiştir. Konu dışı olmakla birlikte,
ilgili hususlar da özet olarak şu şekilde ifade edilebilecektir.
İlgili
yönetmeliğin 23. maddesine göre, saha denetimlerinde çalışanlar için hayati
tehlike oluşturan bir hususun tespit edilmesi durumunda, Aile, Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kuruluşta iş tamamen veya kısmen
durdurulacaktır.
Yine,
üst seviyeli bir kuruluşun (yönetmelik ekindeki tehlikeli madde listelerinde
veya eşik değerlere eşit/üzerinde tehlikeli madde bulunan kuruluşlarda) güvenlik
raporunun olmaması, en fazla iki defa süre verilmesine rağmen formata dair
uygunsuzlukların giderilmemesi, en fazla iki defa süre verilmesine rağmen
giderilmemesi, eksik bilgilerin gönderilmemesi veya gönderilen bilgilerin eksik
olması, güvenlik raporunun incelenmek üzere gönderilmemesi veya yetersiz
bulunması durumlarında kuruluşun tamamında iş durdurulur.
Durdurma
usulü, mülki idare amiri tarafından icra edilmesi, düzenlenecek tutanaklar,
mühürlerin geçici olarak sökülmesi talebi, mühürlerin geçici olarak sökülmesi
talebine karşılık verilebilecek kararlar ve işlemler, durdurma kararının
kaldırılması ve usulü ilgili yönetmelikte detaylıca düzenlenmiştir. Konu
yönetmelikte, verilen durdurma kararlarına adli merciler nezdinde itiraza dair
bir düzenleme yoktur.
Bu
kararlara karşı da, yasanın 25. maddesinde belirtilen üzere yetkili iş
mahkemesine itiraz edilebileceği düşünülmektedir.
İşin
durdurulması kararı, mülki idare amirince uygulanmaktadır. Mülki idare amiri,
illerde valiyi, büyükşehirler dâhil ilçelerde kaymakamı ifade etmektedir.
Askeri işyerlerinde ise, ilgili hususlarda Milli Savunma Bakanlığı yetkilidir.
Heyet
tarafından verilen işin durdurulması kararı, mülki idare amiri tarafından
kolluk kuvvetleri marifetiyle 24 saat içinde yerine getirtilir. İşin
durdurulması kararında belirtildiği şekilde, işyerinin bir bölümü veya
tamamında iş durdurulur. Durdurma kararına ilişkin mühürleme işlemi mülki idare
amirinin emriyle kolluk kuvvetleri marifetiyle gerçekleştirilir.
İş
müfettişi tarafından verilen karar ile acil hallerde işin durdurulması
durumunda, mülki idare amirince kolluk
kuvvetleri marifetiyle iş aynı gün, raporda belirtildiği şekilde, heyet
tarafından karar alınıncaya kadar geçici olarak durdurulacaktır. Geçici
durdurma kararı akabinde heyet tarafından karar verildikten sonra bu karar da
bir gün içinde heyet tarafından işyeri dosyasının bulunduğu il müdürlüğüne
gönderilecek ve kolluk kuvveti marifeti ile aynı gün yerine getirilecektir.
Niteliği
bakımından sürekli olmasında teknik zorunluluk bulunan işlerin yürütüldüğü
işyerlerinde alınacak durdurma kararlarında; faaliyetin devamlılığını veya
işyerinin güvenliğini sağlamak üzere ve mühürlerin geçici sökülmesi kararının uygulanmasına
kadar, hiçbir surette üretim veya satış yapmaksızın müfettişçe idari tedbir
raporunda belirtilen işlerde çalışmasına izin verilecektir.
İşin
durdurulması halinde, heyet veya mahkemece karar verilmeden işyerinde yeniden
faaliyete başlanması mümkün değildir[38].
Her
ihtimalde, konu işlemler ile ilgili tutanak düzenlenecek ve düzenlenen
tutanağın bir nüshası işyeri dosyasına konulmak üzere ilgili il müdürlüğüne
gönderilecektir.
Yasanın
25/8. maddesine göre işyerinde durdurulan işlerde izinsiz çalışma yaptıran
işveren veya işveren vekillerine üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası
verilecektir.
Yasanın
yürürlük anında 26/1-l maddesinde “25’inci maddesinde belirtilen yükümlülüklere
göre işyerinin bir bölümünde veya tamamında verilen durdurma kararına uymayarak
durdurulan işi yönetmelikte belirtilen şartları yerine getirmeden
devam ettiren işverene fiil başka bir suç oluştursa
dahi onbin Türk Lirası idari para cezası verileceği” düzenlenmiş iken
6645 sayılı yasa ile yapılan değişiklikler neticesinde işin durdurulması
kararına uymayan işverene verilecek idari para cezası kaldırılmış iken, yasanın
25/8. maddesi ile hapis cezası müeyyidesi (işveren vekillerini de kapsar
şekilde) getirilmiştir.
İşin
durdurulması kararı akabinde, işverenin önünde iki ayrı yol vardır. Bu yollar,
mühürlerin geçici olarak sökülerek gerekli eksikliklerin giderilmesi ve
akabinde işin durdurulması kararının kaldırılması yahut durdurma kararına
itiraz edilmesi akabinde mahkeme kararı ile durdurma kararının kaldırılmasıdır.
İşveren,
ilk olarak işin durdurulmasına sebep olan hususların giderilmesi yolunu
seçebilir. Bu konudaki işlemlerin yerine getirilmesi için öncelikle mühürlerin
geçici olarak sökülmesi ile ilgili talebini dilekçeyle ilgili il müdürlüğüne
iletecektir. Durdurma kararına sebep olan hususlarda hayati tehlikenin
giderilmesi için alınması gereken tedbirler, bu tedbirlerin alınması için
yapılacak çalışmanın koordinasyonu, alınması gerekli iş ekipmanları, yapılacak
çalışmaların süresi ve çalıştırılacak çalışan sayısı ve benzeri bilgilerin yer
aldığı, işverenin taahhüdü ile hazırlanan bir dosya dilekçe ekinde, aynı
zamanda bu dosyanın elektronik ortama aktarılmış hali il müdürlüğüne
sunulmalıdır. İşverenin taahhüdü ve dilekçesi ıslak imzalı olacaktır. Durdurma
kararına sebep olan husus risk değerlendirmesi eksikliğine ilişkin ise,
işyerinde yapılacak risk değerlendirmesi hakkında iş ve işlemleri belirtir
bilgiler dosyaya eklenir. Ayrıca durdurma kararına sebep olan husus üretim
zorlaması nedeniyle hayati tehlike oluşturacak şekilde çalışma biçimleri
kapsamında ise üretim zorlaması nedeniyle oluşan hayati tehlikenin ortadan
kaldırılmasına yönelik çalışmalara ilişkin bilgi ve belgeler dosyaya eklenir.
İlgili
il müdürlüğü işverenin talebini aynı gün elektronik ve benzeri ortamda sunulan
eklerle beraber heyete iletilmek üzere İş Teftiş Kurulu Başkanlığına
gönderecek, eksik evrak olması halinde başvuruyu almayarak durumu işverene
bildirecektir.
Aynı
işyeri için mühürlerin geçici olarak sökülmesi ve durdurma kararının
kaldırılması taleplerinin aynı anda yapılması durumunda durdurma kararının
kaldırılması talebi işleme konulmaz ve il müdürlüğü tarafından başvuru sahibine
bildirilir.
Heyet,
bu talebi -gerekli ise işverenden ek bilgi-belge de talep ederek- 2 gün içinde
değerlendirip karar verecektir. Bu kararlar da, -mühürlerin geçici olarak
kaldırılması kararı verilmesi halinde- mülki idare amiri vasıtasıyla kararın
ulaşmasından itibaren 24 saat içerisinde icra edilecektir. Mülki idare amiri,
mühürlerin geçici olarak söküldüğü süre sonunda işyerinin tekrar mühürlenmesini
ve durdurma kararının uygulanmasına devam edilmesini kolluk kuvvetleri
marifetiyle sağlayacaktır.
Durdurma
kararına karşı işverenin yerel iş mahkemesinde, bu kararın yerine getirildiği
tarihten itibaren altı iş günü içinde itiraz hakkı vardır. Konu süre –6331
sayılı kanun öncesindeki doktrin görüşlerinde ifade edilen üzere[39]–
hak düşürücü bir itiraz süresidir. Dolayısıyla, durdurma kararı yerine
getirilmeden işverenin karara itiraz süresi başlamayacaktır[40].
Kararı haricen öğrenen veya karar kendisine tebliğ olmasına rağmen işi
halihazırda durdurulmayan işverenin konu karara itirazı değerlendirilmelidir ve
ekonomik menfaat açısından bakıldığında işin durdurulması kararının uygulanması
beklenmemelidir.
İş
mahkemesine itiraz işin durdurulması kararının uygulanmasını -aksi bir ihtiyati
tedbir kararı olmadıkça- durdurmaz. Mahkeme itirazı öncelikle görüşür ve altı
iş günü içinde karara bağlar. Kararlar kesindir. Konu sürenin düzenleyici bir
süre olduğu ve hukuki dinlenilme hakkı yönünden bilirkişi raporu alınması
halinde bu rapora karşı tarafların diyeceklerini bildirmeleri için süre ve
imkan tanınması gerektiği kanun yararına bozma istemi üzerine Yargıtay
tarafından verilen kararlarda ifade edilmiştir[41].
İş
mahkemesinin işin durdurulması kararını yerinde bulması ve işverenin itirazını
reddetmesi halinde işverenin tehlikeleri giderme veya işyerini kapatmasından
başka çaresi kalmayacaktır[42].
İşin
durdurulmasına sebep olan hususları yerine getiren işveren, durdurma kararının
kaldırılmasına ilişkin olarak ilgili il müdürlüğüne talepte bulunacak ve
talebin ekinde durdurmaya sebep hususları gidermeye yönelik yapılan
çalışmaları, alınan veya revize edilen iş ekipmanlarına ait bilgi, belge ve
yeterlilik sertifikalarını, tedbirlerin alındığı bölgelerin fotoğraflarını ve
işyeri risk değerlendirmesini sunacaktır. Bu talep / bilgi belge hem fiziki,
hem de elektronik ortamda sunulmalıdır. İl müdürlüğü talebi aynı gün Kurul’a
iletecektir. Eksik evrak bulunması halinde, başvuru il müdürlüğü tarafından
işleme alınmadan işverene bildirilecektir.
Aynı
işyeri için mühürlerin geçici olarak sökülmesi ve durdurma kararının
kaldırılması taleplerinin aynı anda yapılması durumunda durdurma kararının
kaldırılması talebi işleme konulmaz ve il müdürlüğü tarafından başvuru sahibine
bildirilir.
İşverenin
bildirimi üzerine müfettiş tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen
raporda, durdurma kararına neden olan hususların giderildiğinin belirtilmesi
halinde, heyet tarafından gerekli inceleme yapılır ve bildirimin yapıldığı
tarihten itibaren en geç 7 gün içerisinde karar verilir. Öğretide, 7 günlük
sürenin uzunluğu ve ciddi bir ekonomik kayba sebebiyet verebileceği gerekçesi
ile sürenin kısaltılması mütalaa edilmiştir[43].
Heyetin durdurmanın kaldırılmasına karar vermesi halinde karar, mülki idare
amirine ve ilgili il müdürlüğüne bildirilir. Mülki idare amirince söz konusu
kararın gereği kendisine intikalinden itibaren 24 saat içerisinde kolluk
kuvvetleri marifetiyle yerine getirtilir. Talebin reddi halinde ise karar
işverene tebliğ edilecektir.
İş
mahkemelerinin işin durdurulması kararlarının kaldırılmasına dair kararları,
uygulanmak üzere, il müdürlüğünce mülki idare amirine intikal ettirilir. Mülki
idare amirinin emriyle kolluk kuvvetleri marifetiyle işyeri açılır. Konu
hususta herhangi bir azami süre bulunmaması eleştiriye açıktır ve işveren
açısından ciddi mali külfet doğurabilecektir.
Duruma
ilişkin tutanaklar il müdürlüğüne intikal ettirilerek işyeri dosyasında
saklanır.
İşveren,
işin durdurulması sebebiyle işsiz kalan çalışanlara ücretlerini ödemekle veya
ücretlerinde bir düşüklük olmamak üzere meslek veya durumlarına göre –elbette iş kısmen durduruldu ise veya
tamamen durdurma halinde işverenin başka bir işyeri de varsa- başka bir iş
vermekle yükümlüdür. İşin durdurulması
halinde işverence çalışanlara iş verilmemesi de fesih olarak
yorumlanamayacaktır. İşin durdurulması, işveren açısından haklı nedenle fesih
gerekçesi yaratmaz, ancak ihbarlı fesih yoluna gidilebilir[44].
İşverene, yükümlülükleri devam etmekle birlikte seçimlik hak tanınmıştır. İdare
tarafından işverene uygulanan yaptırımda çalışanların kusurunun olmaması, bu
düzenlemenin en temel sebebidir[45].
İşveren, bu yükümlülüklerini yerine getirdiği müddetçe iş zaten durdurulup
tehlike sözkonusu olmadığından çalışanın çalışmaktan kaçınma hakkı veya haklı
nedenle iş akdini fesih hakkı yoktur[46].
Bu
düzenleme ile, işin durdurulması halinde çalışan ile işveren arasındaki iş
sözleşmesinin devam ettiği ve taraflar arasındaki akdi borçların da varlığını
sürdüreceği sonucu çıkmaktadır. Çalışan işgörme borcunu ifaya hazır olmasına
rağmen, işverenin ona iş verememesi alacaklı temerrüdünü oluşturacak ve sürekli
borç ilişkisi mevcudiyeti neticesinde işverenin ücret ödeme borcu tahakkuk
etmeye devam edecektir[47].
Bu
doğrultuda, çalışanın ücretinin düşürülmesi, ödenmemesi veya durumuna uygun
olmayan işler verilmesi halinde çalışanın İş Kanunu’nun 24. maddesine göre
haklı sebeple derhal fesih hakkı doğabilecektir. Ayrıca, İş Kanunu’nun 22.
Maddesi de çalışan tarafından değerlendirilebilecektir. Çalışan, ücretinde
düşüklük olmaması, durumuna uygun olması ve esaslı değişiklik yaşatmaması kaydı
ile işverenin kendisine sunduğu yeni işini kabul etmekle mükelleftir[48].
Bu, çalışanın sadakat borcunun da bir gereğidir.
Bu
yükümlülüklere aykırılık halinde, 6331 sayılı yasanın 26/1-l maddesine göre
işverene ihlale uğrayan her bir çalışan için bin Türk Lirası, aykırılığın devam
ettiği her ay için aynı miktar idari para cezası uygulanacaktır. İlgili ceza
tutarı maktu olarak belirlendiğinden, Kabahatler Kanunu’nun[49]
17/7. maddesine göre her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için
4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi
hükümleri uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılarak
uygulanacaktır. 2018 yılı için 1.253 TL olarak belirlenmiştir. Bu cezalarda
yasanın 25/4. maddesi gereğince çalışan sayısı /tehlike sınıfına göre herhangi
bir arttırım uygulanmayacaktır.
İdari
para cezasında, fail işveren olacağı gibi 6331 sayılı kanunun 3/2. Maddesine
göre işveren vekilleri de olabilecektir. İşveren vekili açısından fail
olabilmek için işveren vekilinin işvereni temsil alanının suçu oluşturan eylemi
kapsaması gereklidir[50].
Bu para cezası, 6331 sayılı kanunun 26/2. Maddesine göre Çalışma ve İş Kurumu
İl Müdürlüğü tarafından verilecektir. İdari yaptırım kararı detaylıca,
Kabahatler Kanunu’nun 25. Maddesinde belirtilen şekilde hazırlanan tutanakla
tevsik edilecektir, kanun yolu gösterilecek ve imzadan imtina olması halinde bu
da şerh edilerek Tebligat Kanunu[51]
hükümlerine göre tebliğ edilecektir.
Konu
para cezalarına, Kabahatler Kanunu hükümleri (m. 3 ve 27) gereğince tebliğ veya
tefhim tarihinden itibaren on beş gün içinde Sulh Ceza Hakimliği nezdinde
itiraz edilebilecektir. İtiraz, idari yaptırım kararının idarece icrasını
durdurmayacaktır. Mücbir sebebin varlığı dolayısıyla bu sürenin geçirilmiş
olması halinde bu sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren en geç yedi gün
içinde karara karşı başvuruda bulunulabilir. İnceleme, Kabahatler Kanunu’nun
28. Maddesine göre yapılacak, burada verilen karara karşı -3.000,00 TL’lik
kesinlik sınırı üzerinde bir ceza var ise- 7 gün içinde CMK[52]
hükümlerine göre itiraz edilebilecektir. Konu cezaların tahsili ve zamanaşımı
bir Kabahatler Kanunu incelemesi olacağından ilgili hususlar işbu çalışmada
incelenmemiştir.
Asıl
işveren – alt işveren ilişkisinin mevcut olması ihtimalinde ise, konu doktrinde
ikili olarak değerlendirilmiştir. Eğer ki asıl işverenin işyerinde iş
durdurulmuş ise, durumun alt işveren açısından (Çalışanlara meslek ve
durumlarına uygun bir iş verilemiyor ise bu durum geçerlidir, aksi takdirde
diğer işlerde çalıştırmalıdır[53].)
İş Kanunu’nun 24.-25. maddesine göre bir zorlayıcı sebep teşkil ettiği
değerlendirilmiştir ve zorlayıcı sebep müddetince 1 hafta süre ile yarın ücrete
hak kazanan çalışanların bu süre sonrasında İş Kanunu’nun 40. maddesine göre iş
akitlerinin askıya alınacağı değerlendirilmiştir. Askıdaki iş akdinin zorlayıcı
sebepler neticesinde feshi mümkün olacaktır. Bir başka görüşe göre ise, asıl
işverenin işyerinde iş durdurulduğunda işçiler alt işverenin kendi işyerinde
çalışmalarına devam etmeli ve haklarında herhangi bir değişiklik olmamalıdır[54].
İş
alt işverenin işyerinde durdurulur ise, yukarıdaki genel düzenleme çerçevesinde
hareket edilecektir ve zorlayıcı sebep olma ihtimali değerlendirilmeyecektir.
Asıl
işverenlik-alt işverenlik ilişkisinin mevcudiyeti halinde iki işveren arasında
çalışana karşı müşterek-müteselsil sorumluluk hali doğacaktır.
Geçici
iş ilişkisinin mevcudiyeti halinde ise, geçişi işverenin işyerinde işin
durdurulması halinde geçici işveren çalışanlarını ücretinde bir düşüklük
olmamak ve durumlarına uygun olmak kaydı ile başka işlerde çalıştırabileceği
gibi –ki bu değişiklikler ayrıca geçici iş ilişkisi için verilen rızaya uygun
işler olmalıdır-, sürekli işveren kendi işyerinde işçileri istihdam
edebilecektir[55].
Sürekli işverenin işyerinde işin durdurulması halinde ise zaten çalışan, geçici
işverenin işyerinde çalıştığı için durumunda herhangi bir etkilenme
yaşanmayacaktır.
Belirtmek
gerekir ki, idari para cezaları yönünden her fail kendi fiilinden sorumludur ve
(hem geçici iş ilişkisi, hem de asıl işveren-alt işveren ilişkisi yönünden)
müşterek-müteselsil sorumluluk bulunmamaktadır.
Belirtmek
gerekir ki, işin durdurulması kararına esas vakıa ve fiiller temelde İSG
Kanunu’na göre bir idari para cezası uygulanmasını gerektirebilir. Risk
değerlendirmesi yapmama halinde 6331 sayılı yasanın 26/1-ç maddesine göre ve
ilgili fiiller farklı idari para cezası teşkil eden maddelere giriyor ise bu
maddelere göre ceza uygulanması gerekebilir. Fakat kanunun 25/4. maddesine göre
işin durdurulması hâlinde, durdurmaya sebep olan fiilden dolayı ilgili idari
para cezası uygulanmaz.
Bakanlıkça,
tahsil edilen cezalar İSG ile ilgili eğitim ve araştırma-geliştirme projelerine ilişkin
harcamalarda kullanılacaktır.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği
Kanunu ile, tüm bağımlı çalışma şekillerini kapsar şekilde ve yasa kapsamındaki
kısıtlı istisnalar dışında kalan tüm işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin
sağlanması için genel bir düzenleme yapılmıştır; proaktif olarak iş sağlığı ve
güvenliğinin iş kazası veya meslek hastalığı meydana gelmeden önce önlenmesi
hedeflenmiştir. 1475 sayılı yasa aksine, sadece yetkili makamdan izin almak suretiyle kurulan ve işletmeye
başlanılabilecek işyerleri veya sadece 4857 sayılı yasa kapsamındaki işyerleri
değil; tüm işyerleri İSG Kanunu dâhilindedir.
Bu
düzenlemeler dâhilinde, işyerindeki bina ve eklentilerde, çalışma yöntem ve
şekillerinde veya iş ekipmanlarında çalışanlar için –geniş olarak yorumlanacak
şekilde- hayati tehlike oluşturan bir
husus tespit edildiğinde veya çok tehlikeli sınıfta yer alan maden, metal ve
yapı işleri ile tehlikeli kimyasallarla çalışılan işlerin yapıldığı veya büyük
endüstriyel kazaların olabileceği işyerlerinde risk değerlendirmesi yapılmamış
olması hallerinde işyerinin bir bölümünde ya da tamamında bu tehlike
giderilinceye kadar işin durdurulacağı düzenlenmiştir. Önceki mevzuatta bulunup
kafa karışıklığı yaratan işyerinin kapatılması kavramı 6331 sayılı yasa ile
terk edilmiştir.
Askeri
İşyerleri Yönetmeliği’nde çeşitli farklılıklar olmakla birlikte, genel olarak
işyerinin durdurulmasına işyerlerini İSG yönünden teftişe yetkili iş
müfettişinin raporuna göre bakanlık iş teftiş kurulu başkanlığı tarafından
görevlendirilen teftişe yetkili üç iş müfettişinden oluşan heyetçe –kural
olarak dosya üzerinden, gerek görülürse keşif yapılarak- karar verilecektir. Bu
heyet kompozisyonunda, geçmiş düzenlemelerin aksine işçi-işveren-sendika
temsilcileri yoktur, yine bu kurulda denetime bizzat katılan iş müfettişinin
olması gibi bir zaruret yoktur.
Ayrıca, işyerinde acil durdurmayı
gerektiren hallerde iş müfettişi –heyet kararı beklenmeksizin- tedbiren kısmen
veya tamamen işyerinde işi durdurabilecektir ve raporunu oluşturup iş teftiş
kurulu vasıtasıyla heyete gönderecektir. Durdurma kararı, tehlike ve
giderilmesi ile orantılı olmalı ve işin bir kısmında iş durdurulduğunda
önlenebilecek olan riskler için işin tamamı durdurulmamalıdır.
İşin
durdurulması kararı, mülki idare amirince (kaymakam/vali) kolluk vasıtasıyla
icra edilecektir. Durumu tevsik edici tutanaklar tutulup işyeri dosyasında
saklanacaktır.
İşveren,
bu karar üzerine kararın icrasından itibaren yetkili iş mahkemesine itiraz
edebilecektir ve/veya –süreçte yapacağı işlemleri ve bilgi/belgeleri sunarak-
mühürlerin geçici olarak sökülmesi talebinde bulunup heyetçe verilecek karar
sonrasında durdurma kararına esas eksiklikleri –üretim/satış vs. yapmaksızın-
giderecektir ve bu kapsamda çalışması sonrası işyeri tekrardan mühürlenecektir.
Mahkemece
verilen kesin karar ile veya heyetin ilgili eksikliklerin giderilmesi üzerine
vereceği karar sonucu durdurma kararı kaldırılacaktır.
Durdurma
sonucunda, çalışanların haklarında değişiklik olmayacaktır, -durdurulan
işyerinde çalışılmayacak olmakla birlikte- çalışmaktan kaçınma hakları yoktur.
Çalışanlar, koşullarının kötüleşmemesi / esaslı değişiklik yaratılmaması kaydı
ile işverence başka işler verilerek çalıştırılabileceklerdir. İşverence iş
verilmese dahi, çalışanların ücreti ödenecektir.
İşin
durdurulması kararına uymamak, işveren ve işveren vekilleri açısından bir suç
teşkil edecektir. Bu suç dışında, işin durdurulması halinde durdurmaya konu
fiiller açısından işverene para cezası uygulanmayacaktır. Lakin işverence işin
durdurulması sonrası çalışanların ücretleri ödenmez ise çalışan/ay başına idari
para cezası yaptırımı uygulanacaktır.
Kanun
koyucu, proaktif şekilde iş kazası ve meslek hastalıklarını önlemek için; İSG
mevzuatını detaylı ve kapsayıcı olarak düzenlemiştir. Soma maden kazası
sonrası, mevzuatta çeşitli değişiklikler de yapılmıştır. Neticede, işvereni
cezalarla korkutma yerine, uyuma teşvik eden ve uyumsuzluk halinde müeyyide
uygulayan her düzenlemenin İSG süreçlerinin gelişmesinde faydalı olacağı
düşünülmektedir.
|
Alpagut, Gülsevil:
|
‘İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Tasarısında
İşverenin Yükümlülükleri ve Risk Değerlendirmesi’, İşveren
Dergisi, Mayıs-Haziran 2012.
|
|
Baycık, Gaye:
|
‘Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin
Haklarında Yeni Düzenlemeler’, Ankara Barosu Dergisi, S. 2013/3,
Ankara, 2013.
|
|
Caniklioğlu, Nurşen:
|
‘İş
Sağlığı ve Güvenliği Kanun Tasarısına Göre İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri
Hekimi İstihdamı’, İşveren Dergisi, Mayıs-Haziran 2012.
|
|
Centel, Tankut:
|
‘3.4.2012 Tarihli İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu
Tasarısında İş Sağlığı ve Güvenliği Denetim Sistemi ve Yaptırımlar’, İş Sağlığı
ve Güvenliği Kanun Tasarısı Semineri, Ankara: TİSK Yayın No: 322, 2012.
|
|
Ekmekçi, Ömer:
|
4857 sayılı İş Kanununa Göre İş Sağlığı ve
Güvenliği Konusunda İşyeri Örgütlenmesi, İstanbul, 2005.
|
|
Ekonomi, Münir:
|
‘İşyerinin Kapatılması’, İş Hukuku ve
Sosyal Güvenlik Hukuku, Türk Milli Komitesi 30. Yıl Armağanı, Ankara, 2006.
|
|
Gönül Balkır, Zehra:
|
‘İş Sağlığı ve Güvenliği Hakkının Korunması’, İş Sağlığı
ve Güvenliği Organizasyonu, Sosyal Güvenlik Hukuku Dergisi, S:2012/I.
|
|
Kabakçı, Mahmut:
|
‘İş Sağlığı ve Güvenliğinin Hukuk Sistemindeki
Yeri’, TBB Dergisi, Ankara, 2009 (URL:
http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2010-86-583).
|
|
Kılkış, İlknur:
|
‘İş Sağlığı ve Güvenliğinde Yeni Dönem: 6331
Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (İSGK)’, “İş, Güç”
Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları Dergisi, C.15, S.1, Ocak 2013 (URL:
http://dergipark.gov.tr/download/article-file/235263).
|
|
Kılıçoğlu, Mustafa:
|
4857 sayılı İş Kanunu Yorumu ve Yargıtay
Uygulaması, İstanbul, 2005.
|
|
Köseoğlu, Ali Cengiz:
|
‘İş Sağlığı ve Güvenliği Nedeniyle İdarece İşin
Durdurulması ve İşyerinin Kapatılması’, “İş, Güç” Endüstri İlişkileri ve
İnsan Kaynakları Dergisi, C.7, S.1, Ocak 2005.
|
|
Köseoğlu, Ali Cengiz:
|
İşyerinin Kapanmasının İş Sözleşmelerine Etkisi, İstanbul,
Beta Yayınevi, 2004.
|
|
Mollamahmutoğlu, Hamdi, Astarlı, Muhittin,
Baysal, Ulaş:
|
İş Hukuku, 6.B., Ankara, Turhan Kitabevi, 2014.
|
|
Öztekin, Selmin Burcu:
|
‘İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Yükümlülüklere
Aykırılık Halinde İşin Durdurulması, TBB Dergisi, Ankara, 2017 (URL:
http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2017-133-1711).
|
|
Sarıbay Öztürk, Gizem:
|
İş
Sağlığı ve Güvenliği Yükümlülüklerini İhlalin Hukuki Sonuçları, İstanbul, Marmara Üniversitesi SBE Doktora
Tezi, 2013.
|
|
Sümer, Haluk Hadi:
|
İş
Sağlığı ve Güvenliği Hukuku, 1.
B., Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2017.
|
|
Süzek, Sarper:
|
İş
Güvenliği Hukuku, Ankara, Savaş
Yayınları, 1985.
|
|
Şahin Emir, Asiye:
|
İşyerinde Tehlike Halinde Alınması Gereken Önlemlerin
Hukuki Çerçevesi, 1. B., İzmir, Seçkin Yayınları, 2015.
|
|
Urhanoğlu Cengiz, İştar:
|
‘İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği
Yükümlülüklerine Aykırı Davranışının Yaptırımı Olarak İşin Durdurulması veya
Kapatılması’, Sarper Süzek’e Armağan, C.2, İstanbul, Beta
Yayınları, 2011.
|
[1] 09.11.1982 tarih, 17863
(mükerrer) sayılı R.G:’de yayımlanan 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası.
[2] 30.06.2012 tarih, 28339
sayılı R.G.’de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu.
[3] 10.06.2003 tarih, 25134
sayılı R.G:’de yayımlanan 4857 sayılı İş Kanunu.
[4] 01.09.1971 tarih, 13943
sayılı R.G.’de yayımlanan 1475 sayılı mülga İş Kanunu.
[5] Gönül Balkır, Zehra, ‘İş
Sağlığı ve Güvenliği Hakkının Korunması’, İş Sağlığı ve Güvenliği
Organizasyonu, Sosyal Güvenlik Hukuku Dergisi, S:2012/I, s. 58.
[6] 20.06.1952 tarih, 8140
sayılı R.G.’de yayımlanan 5953 sayılı Basın Mesleğinde
Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun
[7] 29.04.1967 tarih, 12586
sayılı R.G.’de yayımlanan 854 sayılı Deniz İş Kanunu.
[8] Öztekin, Selmin Burcu, ‘İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili
Yükümlülüklere Aykırılık Halinde İşin Durdurulması, TBB Dergisi, Ankara,
2017, s. 652. (URL: http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2017-133-1711)
[9] Caniklioğlu, Nurşen, ‘İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun Tasarısına
Göre İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri Hekimi İstihdamı’, İşveren Dergisi,
Mayıs-Haziran 2012, s., 104.
[10] Alpagut, Gülsevil, ‘İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Tasarısında
İşverenin Yükümlülükleri ve Risk Değerlendirmesi’, İşveren Dergisi,
Mayıs-Haziran 2012, s., 100.
[11] Sarıbay Öztürk, Gizem, İş Sağlığı ve Güvenliği Yükümlülüklerini
İhlalin Hukuki Sonuçları, İstanbul, Marmara Üniversitesi SBE Doktora Tezi,
2013, s. 430.
[12] Öztekin, a.g.m., s. 654.
[13] Kabakçı, Mahmut, ‘İş Sağlığı ve Güvenliğinin Hukuk
Sistemindeki Yeri’, TBB Dergisi, Ankara, 2009, s. 253. (URL: http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2010-86-583)
[14] Urhanoğlu Cengiz, İştar, ‘İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Yükümlülüklerine Aykırı Davranışının
Yaptırımı Olarak İşin Durdurulması veya Kapatılması’, Sarper Süzek’e
Armağan, C.2, İstanbul, Beta Yayınları, 2011, s. 1962.
[15] 11.07.2014 tarih, 19116
(mükerrer) sayılı R.G.’de yayımlanan İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılmasına Dair Kanun.
[16] 16.08.2013 tarihli 28737
sayılı R.G.’de yayımlanan Askeri İşyerleri İle Yurt Güvenliği İçin Gerekli
Maddeler Üretilen İşyerlerinin Denetimi, Teftişi ve Bu İşyerlerinde İşin
Durdurulması Hakkında Yönetmelik. (Askeri İşyerleri Yönetmeliği)
[17] 30.03.2013 tarihli 28603 sayılı R.G.’de
yayımlanan İşyerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelik. (İşin Durdurulması
Yönetmeliği)
[18] 30.12.2013 tarihli 28867 mükerrer sayılı R.G.’de
yayımlanan Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması
Hakkında Yönetmelik.
[19] Öztekin, a.g.m.,
s. 656.
[20] Süzek, Sarper, İş Güvenliği Hukuku, Ankara, Savaş Yayınları, 1985, s. 253.
[21] Şahin Emir, Asiye, İşyerinde
Tehlike Halinde Alınması Gereken Önlemlerin Hukuki Çerçevesi, 1. B., İzmir,
Seçkin Yayınları, 2015, s. 183.
[22] Öztekin, a.g.m.,
s. 659.
[23] Şahin Emir,
a.g.e., s. 186.
[24] 30.12.2013 tarihli ve 28867 (mükerrer) sayılı
R.G.’de yayımlanan Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin
Azaltılması Hakkında Yönetmelik.
[25] 9.12.2012 tarihli ve 28502 sayılı R.G.’de
yayımlanan İşkolları Yönetmeliği.
[26] 26.12.2012 tarihli ve 28509 sayılı R.G.’de
yayımlanan İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği.
[27] Kılkış, İlknur, ‘İş Sağlığı ve Güvenliğinde Yeni Dönem: 6331 Sayılı İş Sağlığı ve
Güvenliği Kanunu (İSGK)’, “İş, Güç” Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları
Dergisi, C.15, S.1, Ocak 2013, s. 32. (URL:
http://dergipark.gov.tr/download/article-file/235263)
[28] Şahin Emir, a.g.e.,
s. 178.
[29] 31.12.2012 tarih, 28453 sayılı R.G.’de yayımlanan
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Yönetmeliği.
[30] Öztekin, a.g.m.,
s. 663.
[31] Sarıbay Öztürk, a.g.e., s. 283.
[32] Sarıbay Öztürk, a.g.e., s. 293.
[33] Sarıbay Öztürk, a.e., s. 295.
[34] Öztekin, a.g.m.,
s. 664.
[35] Sarıbay Öztürk, a.g.e., s. 302.
[36] Centel, Tankut, ‘3.4.2012 Tarihli İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Tasarısında İş Sağlığı
ve Güvenliği Denetim Sistemi ve Yaptırımlar’, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun
Tasarısı Semineri, Ankara: TİSK Yayın No: 322, 2012, s. 59-60.
[37] Sarıbay Öztürk, a.g.e., s. 318.
[38] Köseoğlu, Ali Cengiz, ‘İş Sağlığı ve Güvenliği Nedeniyle İdarece İşin Durdurulması ve
İşyerinin Kapatılması’, “İş, Güç” Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları
Dergisi, C.7, S.1, Ocak 2005, s. 17.
[39] Kılıçoğlu, Mustafa, 4857 sayılı İş Kanunu Yorumu ve Yargıtay Uygulaması, İstanbul,
2005, s. 588.
[40] Mollamahmutoğlu, Hamdi, Astarlı, Muhittin,
Baysal, Ulaş, İş Hukuku, 6.B.,
Ankara, Turhan Kitabevi, 2014, s. 1386.
[41] Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2016/32510 E.,
2016/17954 K., 01.11.2016 T. sayılı kararı.
[42] Ekonomi, Münir, ‘İşyerinin Kapatılması’, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku, Türk
Milli Komitesi 30. Yıl Armağanı, Ankara, 2006, s. 444.
[43] Baycık, Gaye, ‘Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin Haklarında Yeni Düzenlemeler’,
Ankara Barosu Dergisi, S. 2013/3, Ankara, 2013, s. 127.
[44] Şahin Emir, a.g.e.,
s. 184.
[45] Köseoğlu, Ali Cengiz, İşyerinin Kapanmasının İş Sözleşmelerine Etkisi, İstanbul, Beta
Yayınevi, 2004, s. 226.
[46] Sarıbay Öztürk, a.g.e., s. 229-230.
[47] Öztekin, a.g.m.,
s. 668.
[48] Şahin Emir, a.g.e.,
s. 194.
[49] 31.03.2015 tarih, 25772 (mükerrer) sayılı R.G.’de
yayımlanan 5326 sayılı Kabahatler Kanunu.
[50] Ekmekçi, Ömer, 4857 sayılı İş Kanununa Göre İş Sağlığı ve Güvenliği Konusunda İşyeri
Örgütlenmesi, İstanbul, 2005, s. 172-173.
[51] 19.02.1959 tarih, 10139 sayılı R.G.’de yayımlanan
7201 sayılı Tebligat Kanunu.
[52] 17.12.2004 tarih, 25673 sayılı R.G.’de yayımlanan
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
[53] Sümer, Haluk Hadi, İş Sağlığı ve Güvenliği Hukuku, 1. B., Ankara, Seçkin Yayıncılık,
2017, s. 245.
[54] Sarıbay Öztürk, a.g.e., s. 314.
[55] Sarıbay Öztürk, a.g.e., s. 315.